Lilypie Fourth Birthday tickers
emzirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emzirme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2010 Cuma

kes sesini ver memeni




Canım miniğim
öööyle eski fotoğraflara bakıyordum..

Buraya henüz ekleyemediğim ne harika pozların var,çok kızdım kendime ama o günlerde o kadar zordu ki herşey,bu kadar bile yazabildiğime şükür.

İnanamıyorum..baktıkça şaşırıyorum,
Sen ne kadar küçükmüşsün meğer.
Sanki onuncu ayda şimdi bana bebeklikten çıkıp,çocuk oldun gibi geliyor.
O kadar anlıyorsun ki herşeyi..
O kadar farkındasınki..
Şimdi emzirdim geldim seni.


Doktor amcamıza gittik dün,bekleme salonundaki hallerin çok tatlıydı.
Hatta bir ara bekleme salonunda beklemekten sıkılmış yetişkinleri andıran bir havan bile vardı.

 off..hadi artık..ne bekliyoruz???bakışını babanı tanıyan herkes çok iyi bilir.bu bakışı bu sefer sende görüyorum ve çok şaşırıyorum..

Doktorumuz bize çok güzel haberler verdi ama senin hoşlanmayacağın şeylerde söyledi..
Gece meme yok artık dedi..uyku disiplini oluşturma açısından. aslında bunu çoook önce söylemişti ve çok da güzel uyguluyorduk taa ki biz senin şu emziğini o yağmurlu akşamda  ıslanma diye koştururken yüksek ihtimalle düşürüp,kaybedene kadar..
O gün bugün zorluyorsun yine bizi biraz,ben yoksam herşey iyi ama beni görür görmez hemen huysuzlanıyorsun,önüme önüme eğiliyorsun,bi de yalandan ağlaman var ki ömre bedel,çok komik oluyorsun.Kıyamıyorum bende sana,veriyorum ama böylece en sevmediğim ,ağlayarak dediğini yaptıran çocuk tipine bir adım daha yaklaşıyorum diye de içim içimi yiyiyor.
Ama bu meme konusunda hayır demek öyle zor ki..o kadar susamışça kana kana kucağıma gelişin var ki..
bozamıyorum o büyüyü,o anı yaşamak istiyorum,
kapılıyorum ben de sana,
başlıyoruz bakışa bakışa emişmeye,bir elinle kolumu okşuyorsun
ama çoğu zaman yoluyorsun,ısırıyorsun,kızınca da trip atıyorsun..
eskeza vermezsem ya da diretirsem,
''sadede gel,memeni ver ''bakışı ile karşılaşıyorum.

gece konusuna gelince,geri dönüş kolay olur daha önce alışkın olduğu için dedi doktor amcan ama,öyle bir akıllanmışsın ki,ilk gece 3 farklı emzik  koydum başucuma,hem de pekmeze bulanmış,bunları almazsa diye en sevdiğin biberonla papatya çayı,bunun yanında su da koydum,
ama hiç birisi seni tekrar uykuya döndüremedi..sanki dokuz ay boyunca pış pışla uyuyan sen değilsin gibi..
on ay boyunca verdiğim mücadele 1 ayda silindi gitti..bende işin doğası bu heralde o zaman diyorum artık..
''kes sesini ver memeni''bakışınla istediğini aldın yine.

Seni en son 4.ayında gören güven amca yeni Yaman'a bayıldı,korkmadın ondan ..korkarlarmış genelde.sen hep güldün,tam 1 yaş boyundaymışsın:75 cm.,büyüdüğünde en az 1.85 olacak boyu dedi:)
Bu kadar hareketli olmana rağmen kilonuda çok iyi buldu:9.230 gr.
Ama en çok uyumunu ve sosyalliğine bayıldı,sünnetini de beğendi,emzik konusunda ise beni fırçaladı.Sahip çıkacaktınız,haklı çocuk dedi..
zaten o hep sana hak veriyor,hep biziz suçlu.



Tepesine çıkıyorsun,yine de sen haklı çıkıyorsun. 

O kadar merak ediyorum ki,bir gün sadece bir gün sen olmak istiyorum bazen..ne var bu memeyi vazgeçilmez kılan?tiryakilik yaratan?
gerçi cevap basit,sende ne varsa bende tiryakilik yapıp,vazgeçilmez kılan,
bende de o var demek ki..
ne kötü,hepimiz bu dönemlerden geçiyoruz ve hayatımızın en poh pohlanarak geçen,
belki de en harika yıllarını hatırlamıyoruz.. 

sen de hatırlamayacaksın ama en azından tüm bu yazılanlarla 
ben hatırlayacağım,sana da hatırlatacağım.
işte bunun için ben hep buralardayım.

20 Ekim 2009 Salı

MAMAYLA SAADET OLMAZ




 Şu sıralar benim adamı yine doyuramaz oldum.Bütün gün emişip duruyoruz..En son onun için  süper bir ziyafet olan elma püresinin hazmı bize 3-4 saatlik ağlama nöbetleri olarak geri dönünce aman dedik,yok kalsın.Doktorum 1 hafta sonra tekrar dene dedi ama o riski alacak gücüm kalmıyor.Gerçi şu günlerde her durumda mız mız,yemiş yememiş,emse gaz derdi,emmese açlık derdi,yok rutiniydi,memede uyuduydu,uyudu uyumadı derken yine sanki ilk 40 günümüzü yaşıyor gibi hissediyorum.O yüzden de çok yoruluyorum.. ama tüm bunların yanında bir gülücük atıyor kahkahayla çığlık..ömre bedel..bi de bütün nazı yine ve hep anne ve ananeye.en sıkıntılı anında baba ona bir oğlum diyor,başlıyor şen kahkahalar..çok sıkışırsam belki mamayla desteklerim diye düşünürken neler neler okudum yine aman dedim yok,mamayla saadet olmaz..işte olmayacağının gerekçeleri de aşağıda;



MAMA TUZAĞINA DİKKAT
“Anne sütünün yerini, kar amacıyla hazırlanmış hiçbir besin tutamaz..”
Dr. Çağatay Acar*, Dr. Erdem Gönüllü*
Anne sütü, heyecanla bebeğinin doğmasını bekleyen annenin,
yavrusuna vereceği en değerli armağandır, bebeğin ilk aşısıdır. Çocuğun beslenmesinde anne sütünün yeri doldurulamaz. Günümüz teknolojisinin üstün imkanları ile üretilen bebek mamaları tüm çalışmalara rağmen anne sütünün yerini tutamamaktadır; çünkü anne sütü türe özgü bir salgıdır. Başka hiçbir salgı anne sütünün bebeğe sağladığı yararı sağlayamaz. Anne sütünün içeriği sabit değildir, fizyolojik adaptasyon gösterir ve zaman içinde bebeğin gereksinimine göre bileşimini değiştirir. Emzirmenin başındaki süt ile sonuna doğru gelen süt bileşimi de farklıdır. Emzirmenin sonuna doğru sütteki yağ oranı artar. Bu, bebeğin doyma hissi ile emmeyi bırakmasını sağlar. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebeklerde şişmanlık daha az görülür. Gündüz ve gece sütünün içeriği de birbirinden farklıdır.
Anne sütü bebeği enfeksiyonlara karşı koruyan doğal bağışıklık faktörleri içerir. Bu nedenle anne sütü alan bebeklerde ishal, solunum yolu enfeksiyonları, orta kulak iltihapları, idrar yolu enfeksiyonları daha az görülür ve bu bebekler astım, egzama gibi allerjik hastalıklar, şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, pişikler, kabızlığa daha az maruz kalırlar. Emzirme bebeğin diş sağlığı ve çene gelişimi için yararlıdır. Anne sütü ile beslenen bebeklerin zeka gelişimi ve okul başarısının da anne sütü almayanlara oranla daha fazla olduğu (anne sütüyle beslenen bebeklerin, mamayla beslenen bebeklere göre IQ’sunun 8 puan daha yüksek olduğu bilimsel verilerle kanıtlanmıştır), yine bu çocukların daha sosyal ve daha kolay iletişim kurabilen çocuklar olduğu gösterilmiştir.Bununla birlikte emme işlemi çocuğun psikososyal gelişimine de katkıda bulunmakta, bebeğin duygusal gereksinimlerin karşılanmasına yardımcı olmaktadır. Anne sütü her zaman taze, temiz, uygun ısıda verilmeye hazırdır ve ekonomiktir.
Hazır mamaların süte benzer yapıdakilerine formül süt denilmektedir. Bunlar inek sütü modifiye edilmek yoluyla elde edilirler.
İnek sütü bir şekilde anne sütüne benzetilmeye çalışılmaktadır. Eksik olan maddeler eklenmekte, fazla olanlar azaltılmaktadır. Bebekler için ideal besin maddesi anne sütü olduğu için bebekler kullanılan formül mamalara farklı şekillerde reaksiyon gösterebilirler,çünkü onlar “anne sütü” için programlanmışlardır. Fazla miktarda kusma, dışkının sayıca ve kıvamca değişmesi, sancılanma, huzursuzluk ve ağlama, deride bazı döküntülerin ortaya çıkması, derinin renginin ve yüzeyinin pürüzsüzlüğünün değişmesi, kilo artışının uygun seyirde olmaması, bebek mamalarının görülebilen yan etkilerindendir. İnek sütüne karşı savaş ilan etmiş ve reklamlarında 1,5-2 yaşına dek bebeklerimize inek sütü verilmemesini söyleyen mama firmalarının,
ürettiği mamaların inek sütü bazlı olması çelişkilidir.
Mama üreticiden tüketiciye ulaşana dek bir çok aracıdan geçer. Her basamakta üstüne maliyet ve vergiler eklenir. Basamaklarda yer alan herkes para kazanmayı da doğal olarak amaçlar. Sonuçta da bebeğini beslemeye çalışan aile bunları öder. Bu bedelin yüksekliği karşısında aileler daha ucuza bebeğini beslemenin yollarını aramaya başlarlar. Bütün bu sorunların çözümü aslında çok basittir. Doğa kendi çözümünü bulmuş ve anne sütü mucizesini yaratmıştır.
Unicef desteğiyle Türkiye’de 1991 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından “Anne Sütüyle Beslemenin Yaygınlaştırılması ve Bebek Dostu Hastane (BDH) Programı” sürdürülmektedir. Bu program, bebeklerin doğum sonrası en kısa zamanda anne sütüyle buluşmasını, mama ve diğer ek gıdaların bebeklere verilmemesini esas alarak hazırlanmıştır ve annelere yönelik emzirme eğitimleri programın belkemiğini oluşturmaktadır. 

Doğum servisi olan hastaneler gerekli koşulları yerine getirdiklerinde, “bebek dostu hastane” ünvanı almaktadırlar. Bu koşullar arasında, annelere emzirme eğitimi verilmesi, bebek mamalarının özendirilmemesi, mama reklamlarının hiçbir şekilde hastanelerde yer almaması, bebek maması firma temsilcilerinin hastanelerde tanıtım yapmaması sayılabilir. Bu program ile siyasal erk, anne sütünü ve emzirmeyi teşvik ettiğini kamuoyuna beyan etmiştir. Tüm bu çabalar sürerken, ulusal sağlık programlarını uygulayan ve denetleyen Sağlık Bakanı’nın, ”Ülker Hero Baby” mama fabrikasının açılışına katılarak, elinde mama ile poz vermesi şaşırtıcı ve kaygı vericidir. (Fabrikanın açılışı özellikle büyük medyada yoğun olarak işlenmiş ve fabrikadan "dünya standartlarında ilk yerli bebek maması" diye söz edilmişti. Oysa özelleştirmeden önce Süt Endüstrisi Kurumu'nun aynı koşullarda bebek maması ürettiği biliniyordu.)
Medyada çıkan bebek maması ilgili kimi haberler, firmaların masumiyetini de sorgulamaktadır. Mama üreticisi Humana, 2003 yılı Kasım ayında İsrail'de satılan ürünlerinde, reklamlarındakinin aksine yeterli B-1 vitamini bulunmadığını itiraf etmiştir. Açıklamada, üretim sürecindeki bir hata nedeniyle mamada olması gerekenin onda biri oranında B1 vitamini bulunduğu belirtilmiştir. B1 vitamini (tiamin); eksikliğinde, ağır ishallere ve ölümcül beyin hasarına yol açan bir vitamindir. Unicef verilerine göre; sağlıklı suya ulaşım oranı düşük ülkelerde, ishal kaynaklı ölüm oranı biberonla beslenen bebeklerde, anne sütüyle beslenen bebeklerden 25 kat daha fazla görülmektedir. Türkiye nüfusunun yaklaşık %20’sinin sağlıklı su kullanamadığı düşünülürse durumun ciddiyeti ortadadır.
Küresel bebek maması pazarının % 40’ını elinde bulunduran
Nestle, Filipinler’de Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütüyle beslenmesi önerisini dikkate almayarak, bebeklere, ev ziyaretlerinde bulunup mamaya alıştırmaya çalışmışlardır. Bebek mamalarının pazarda yaygınlaştığı 1960 ve 1970’li yıllardan itibaren, bebeklerin anne sütüyle beslenme oranları dramatik bir şekilde düşüşe geçmiştir. UNFG (Birleşmiş Milletler Gıda Grubu) raporlarına göre, anne sütüyle beslenme oranı, Meksika’da % 100’den % 40’a, Şili’de % 90’dan % 5’e, Singapur’da %80 ’den % 5’e gerilemiş durumdadır.
Türkiye'de bir yıllık bebek maması tüketiminin Haziran 2004 sonu itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 47'lik bir artış göstermiştir.
Geçen yıl Haziran itibarıyla yaklaşık 41 milyon Euro olan bebek maması
tüketim hacmi bir yılda 60 milyon Euro'ya ulaşmış bulunmaktadır.
Türkiye'de halen bebek mamasında 9 firma var; Milupa, Nutricia, Bebelac, Nestle, SMA ve Humana, Eczacıbaşı Farley's, United Pazarlama Beech ve Ülker Hero. Ülker Hero dışındaki firmalar bebek mamalarını ithal ederek pazarlıyorlar.(Milupa ve Nutricia temelde aynı firmanın markaları olup Numil Gıda adıyla tek merkezden yönetilmektedir.) Bu nedenle bebek maması sektöründe büyük bir rekabet yaşanıyor. Diğer yandan uluslararası bazı kısıtlamalar bulunmasına karşın mamayla ilgili olarak gizli ve açık reklam yapılıyor. Anne sütü yerine kullanılan ticari ürünlerin pazarlanması ile ilgili Uluslararası Yasa'da, bu konuyla ilgili olarak şu ilkeler öne çıkıyor: Anne sütü yerine kullanılan ürünlerin halka reklamının yapılmaması, annelere bedava numune verilmemesi, sağlık kurumlarında reklam yapılmaması, firma elemanlarının annelere önerilerde bulunmaması, sağlık görevlilerine hediye verilmemesi, ürünlerin üzerinde suni beslenmeyi idealize eden resimlerin olmaması, sağlık çalışanlarına verilen bilginin bilimsel ve gerçek olması, ürünlerin etiketlerinin üzerinde anne sütü ile beslenmenin yararları ve yapay beslenmenin maliyeti ve zararlarının yazılması, şekerli, koyulaştırılmış süt gibi uygun olmayan ürünlerin bebeklere önerilmemesi ve reklamlarının yapılmaması.
Aslında mama firmaları da ürünlerinde, bebeklerin ilk 4-6 ay anne sütüyle beslenmesini öneren yazıları bulundurmaktadır. Ancak gizil amaçları, özellikle ilk 6 ay içersindeki maksimum sayıdaki bebeğin mama ile beslenmesidir. Çünkü, pazar ekonomisinde kar, her insancıl değerin üzerinde tutulan bir amaçtır. Firmalar, mamalarının, “anne sütünün olmadığı” veya “yetersiz” olduğu durumlarda kullanılmasını söylemekte. Oysa mama firmalarının iddialarının aksine, anne sütünün yetersiz kalması gibi bir durumun doğal yaşamda bulunmadığı bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. "Anneler ancak kafaları mamalar ve benzeri başka alternatiflerle karıştırılıp, emzirmelerinin yetersiz kalabileceği düşüncesi yaratıldığında bu alternatiflerin arayışına girmekte ve bunları önce anne sütüne ilave ederek, kısa zamanda da onun yerine geçirerek emzirmekten vazgeçmektedirler.
Yine bilinmektedir ki, anneler emzirme alternatiflerine medya veya vitrinler yoluyla ne kadar yüz yüze gelirlerse, o kadar sık özgüven sarsıntısı ve alternatif arayışlar içine girmektedirler.”
Son veriler, doğumdan itibaren ilk 3 ay içinde sadece anne sütüyle beslenen bebek oranının % 10’lara, ilk 6 ayda beslenme oranının ise %1,3’ lere gerilediğini bildirmektedir. Anne sütünü teşvik eden tv programlarına daha fazla yer verilmesi, mama reklamlarının yasaklanması ve medyada biberonla beslenen sağlıklı bebek görüntülerinin yer almasının engellenmesi, marketlerde mama satışına izin verilmemesi, “anne sütü yetersizliğine” yalnızca çocuk hekiminin karar vermesi ve bebek mamalarının sadece hekim reçetesi ile satılması, tüm bu verilerin düzeltilmesini sağlayacak başlıca
koşullar olacaktır. Bu bağlamda doğum servislerinde görevli tüm personel ve özellikle çocuk hekimlerine önemli görevler düşmektedir.

(*) Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı



8 Ekim 2009 Perşembe

ilk 40 günde olası zorluklar


Bebeğimize kavuşup eve geldikten sonra onun bize bizim ona uyum sağlama dönemimizdi ve bu süreç pek de kolay olmadığı için o dönemlerde bilgisayar başına oturmak imkansız bir şeydi..O sebeple o günlerde yaşadıklarımızı şimdilerde yazmaya çalışacağım..
Hastaneden çıkıp eve gelir gelmez sanki ''beni buraya neden getirdiniz?ben orada çok iyiydim'' der gibi bastı yaygarayı yaman efendi. Oysa ki doğumdan sonra hastanede geçirdiğimiz ilk 2 gün çok şanslı olduğumuzu,çok uslu bir bebeğimiz olduğunu düşünmeye başlamıştık safça:)fakat 5.gün tamda dedemizin bizi ziyarete geldiği gün en huysuz günümüzdü.Daha önceki yazımda anlattığım gibi o gün doktora gittik ve ilk muayenesi yapıldı.Sarılık problemini neyse ki biz yaşamadık.Hafif bir sarılık olmuş ama geçmişti biz gittiğimizde.

2.haftamızda bir süt sorunu yaşadık,bol bol emziriyordum hatta emzirmeden 5 dakika bile durmuyordu yine doktorumuza kilo kontrolüne gittik ve mama takviyesine başlamamız gerektiğini duyunca çok şaşırdım,çoğunluk olarak anne sütü,takviye olarak günde 3 kez 60cc. mamaya başladık..işte en zor günlerimiz o günlerdi.




Bir anne için bebeğine sütünün yetmemesi çok üzücü bir şeymiş.Hemen araştırmalar yapmaya başladım,ne yaparım nasıl arttırırım diye.Doktorum moralini iyi tut deyip duruyordu ama o durumda onu yapmak en zor şeydi..Allahtan biberona hayır demedi ama biberona alışıp memeyi bırakacak korkusu da beni yiyip bitiriyordu hatta az kalsın böyle oluyordu çünkü ilk kullandığımız biberonun ucu genişmiş sanırım.Meme verdiğimde kızgın sesler çıkarmaya başlıyor,biberon maması sırası gelince tam keyif sesi çıkarıyordu.İşte o zaman ben çok ama çok üzülüyordum..Derken anneyiz biz sitesine yazdım derdimi,sağolsunlar tüm anneler o kadar yardımcı oldularki.. üşenmeden satırlar dolusu yazmışlar kendi süt arttırma tekniklerini..ama içlerinden bir tanesi vardı ki,onun yazdıklarını harfiyen uyguladım ve sonucunda doktorumuz bile ''mucize''dedi.sadece bir buçuk kutu mama takviyesi yani yaklaşık 2 hafta sonunda sadece anne sütüne döndük:)

Belki benim gibi ihtiyacı olan biri bunları uygulamak ister diye aynen aktarıyorum:

Arkadaşım öncelikle sütüm yetmiyor kelimesini lugatından kesinlikle çıkaracaksın. asla ve asla hiç kimseye birdaha sütüm yetmiyor demeyeceksin. süt arttırmak için ne yapabilirim sorusunu sor ama lütfen sütüm yetmiyor diyerek kendini acındırma. olanı bebeğine yapıyorsun. bende söyledim o sözü. ama böyle payladı bir kere beni bir ablam bıraktım söylemeyi... bırak mama falan verme. bunları uygula bak nasıl sütün artacak... bende çok faydası oldu. her akşam yatarken ve her sabah kalktığında gülümseyerek sütüm yetiyor bebeğimi 2 yaşına kadar emziricem de... bebeğinin büyüdüğünü hayal et. 2 bardak su iç ve içerken bu sütümü arttıracak de içinden. beğe gaz yapar mapar deme bulgur, mercimek ve nohut ye. bebeğe bol bol saat yönünde masaj yap.. sen ve bebeğin çıplakken emzir. emzirirken kolunun altını yastıklarla besle, sırtına da yastık koy rahat ol. memeyi iyi kavradığından emin ol. memenin kahverengi tarafı bebeğin ağzının içinde olsun. bol su , pozitif düşünce , doğru ve sık emzirme ile tosuncuk olur bebeğin. bebeğin uyanır uyanmaz emzir. mutalak 2 göğsünü birden emzirmeye çalış. bebeğin 4 saatten fazla uyumuşsa emzirdikten sonra kalan sütü pompala ve biberonla ver. vitamalt ve süt arttırıcı çaylar çok faydalı. ama günde sadece 1 kere iç. ve herkese sütünün bol olduğunu inanarak söyle. 40 ı çıkana kadar bebeğini göğsünden ayrıma. gaz olur diyenlere kanma. sürekli emzir. her emzirdiğinden 20 dakika sonra göbeğine hafifçe saat yönünde masaj yap. emzirdikten hemen sonra da 10 dakika boyunca gaz çıkart. sütün aslında yeterlidir. bebeğin çok gaz yutup doyduğunu zannediyordur. gazını çıkardıktan sonra yeniden emzirmeyi dene... en azından 20 gün daha emzirip gaz çıkararak geçsin ama benim bebeğim ne 1 damla mama yedi nede gaz sancısı çekti...dilediğimi yedim içtim bana gaz yaptı ona yapmadı ama bol bol gaz masajı yaptım. bilmiyorsan piyasada birsürü kitap var. şimdi 10 aylık hala emiyor. ama artık sadece günde 4 kere...
 Uygulamaya çalıştığım ilk gece çok zor geçti çünkü o gece hiç mama vermedim,süt vardı ,emiyordu fakat uyumuyordu,10 dakika sonra acıkıp yine meme istiyordu..tamamen uykusuz bir gecenin ertesi günü baktım olmuyor bende şöyle yaptım;
En son verdiğimiz akşamki mama öğününden sonra(mamayı alınca memede süt birikiyordu,bir süre onu tok tutuyordu)bütün sütümü sağıyorduk annemle,manuel bir pompaydı,tam 1 saat sürüyordu iki memeyi boşaltmak ve 60 cc.kadar anne sütümüz oluyordu oğluşuma kahvaltısı için.günde 3 kez verdiğim 60cc.mamanın bir seferini mama değil,işte bu sağdığımız sütü veriyordum.bu şekilde mamayı azaltıp sütü çoğalttık,bence pompalamak kesinlikle anne sütünü arttıran bir yöntem
.

Bu arada biberonu değiştirdik,chicco'nun bu bahsettiğim pompalı bir modeli var onu aldık.yenidoğanlar için birebir,ucu en ince delikli olan da onun biberon emziği.(bu bilgiye ulaşmam günlerimi aldıda..)Derken annem 10  günlüğüne babamın yanına gitti,biz görümcemle kaldık,o dönem pek süt sağamadık ama baktık ki sağmadan da oluyor gibi,ama ben işi sağlama alıp bir de elektrikli süt pompası aldım,gündüzde artan sütlerimi sağabileyim diye fakat kullanmama hiç gerek kalmadı zira artık yaman bey akıllanmıştı,40 ı çıkmıştı ve artık biberonu ağzına sürmüyordu.günlerce yapışık ikiz gibiydik ama zafer bizimdi!!sadece anne sütüyle mutlu ve huzurluyduk..

1 Eylül 2009 Salı

bugün babamızın doğumgünü!!

Bugün babamızın doğumgünü, bizim aşı  ve doktor günümüzdü.Yaman doğduktan sonraki 2.genel
kontrolümüze gittik bugün.tabii bu 2.aya gelene kadar belki de 10 kez gitmişizdir doktorumuza kilo kontrorolü için.Doktorumuz marmaristeki en cici çocuk doktoru Güven Paşaoğlu ,bu kontrolde oğluşun cilveli hallerini pek beğendi..
Bu arada yukarıdaki resimde olduğu gibi kafasını tutmayı yaklaşık 2 haftadır beceriyor..
Aklıma gelmişken anlatayım,doğumdan sonra bende elbette her anne gibi zevkle bebeğimi emziriyordum fakat bu kadar çok okuyup araştırmak herşeyi ince eleyip sık dokumak ve çok detaylarla uğraşmak bazen  kocaman gerçekleri görmemizi engelleyebiliyor.

Yaman doğmadan önce hazır zaman varken okuyayım,bir daha fırsat olmaz diyerek Tracy Hogg'un türkçeye ''bebek bakımı sorunlarına mucize çözümler''adıyla çevrilen kitabını okudum.Blog annelerinin yazılarında okuyordum ve bebeklerini bu yolla sistemli bir rutine kısmende olsa oturtabildiğini biliyordum,kitapta da ne kadar erken başlanırsa o kadar kolay olacağını okuduğum için,bebek doğar doğmaz ben 10 saatlik bebeğe rutin uygulamaya başladım.Yazarın bizlere uygulamamızı önerdiği rutinin kısaca adı E.A.S.Y. Yani Eat, Activity, Sleep, Your Time. (Yemek, Aktivite, Uyku, Senin yani annenin zamanı) Rutinin söylediği; karnı doyan bebek, aktivite yaparak yorulduktan sonra uykuya dalıyor, böylece anne de kendine ayıracak vakti buluyor ve de yapılması gereken diğer işleri içinde aşağı yukarı bir plan yapabiliyor..Buraya kadar her şey güzel ve mantıklı..şimdi gelelim ben ne yaptım?
Bebeğimi güzelce emziriyorum ama bir yenidoğana bırakın aktivite yaptırmayı emerken uyuyor zaten çocuk.Kitapta ise memede uyutmanın bu rutini tamamen aksatacağı ve memede uyumanın gaz problemine neden olacağı yazıyor yani kesinlikle tavsiye edilmiyor,hatta bebeği meme ile sakinleştirmek,onu memede uyutmak hatalı ebeveynlik davranışları olarak nitelendiriliyor.elbette yazarda kabul ediyor bunu ve memeden sonra 5 dakika bile uyanık tutabilirseniz bu bir başarıdır diyor.Ben de hababam uğraşıyorum rutin de rutin..ilk 2 gün hastanede herşey iyi,aktivite olarak alt değişimi yapıyoruz falan bir şekilde hiç memede uyutmuyorum..Eve geliyoruz,daha adımımızı atar atmaz başlıyor yaygara..Öyle yapıyoruz yok,böyle yapıyoruz olmuyor,rutindeki şeyleri sırasıyla yapıyorum ama bebişim bir türlü susmuyor.biz eve 3.gün geldik,zaten 4.gün akşamı artık ağlamalar çılgınlaşınca  ve aralıksız devam edince hemen ertesi gün doktora gittik.ben diyorum kesin gaz sancısı var ayaklarını karnına çeke çeke ağlıyor,sıcak su torbaları koyuyoruz,ayaklarına masajlar yapıyoruz(o geceyi asla unutamam)yok susturamıyoruz..ve pes ediyoruz,sabah 6 gibi ana oğul büyük bir ayıp işliyor ve MEMEDE UYUYORUZ....

Böylece bizimde duru ablamızın yarattığı kendi A.A.C.A rutini gibi E.U.E.U rutinimiz oldu..em uyu em uyu...
Ertesi gün doktorda herşey gün gibi açık doktorumuz Güven bey diyor ki;Bu arkadaş AÇ!!!(Neye uğradığımı şaşırıyorum..aklımın ucundan geçmedi..hiç aç olabileceğini düşünmedim çünkü 1 gün önce memeyi sağmıştık bile doluluktan..)anlayacağınız gibi yaman bebek çok küçük olduğu için karnı doyamadan memede uyuakalıyordu ve ben onu aktivite yapması için zorluyordum zaten emmekten yorgun düşmüş çocuk uyuyordu fakat asla uzun uyumuyordu,açlık onu tekrar uyandırıyordu..neyseki bunu çok geç farketmedik ve vurduk memeye oğluşumla o gün bugün emişip duruyoruz:)
ne öğrendim?
1)bebeğin kırkı çıkana kadar her ağladığında emzirilecek(bu basit gerçeği gözümden kaçırdığıma hala inanamıyorum)
2)günde 50 gr.ve daha fazla alan bebeklerde gaz sıkıntısı olurmuş,yani gaz sorunları 3.haftada başlıyor(şu an doya doya yaşıyoruz çünkü 2 aylığız)bir yanidoğan gaz nedeniyle ağlamazmış...
Gelelim kitaba,asla kötülemiyorum hala hergün yeni şeyler öğreniyorum,şu günlerde rutini uygulamak da daha bir kolaylaştı ama hala zor..uygulamayın demiyorum ama bence 40 ı çıktıktan sonra yavaş yavaş denenmeli..yoksa benim gibi bebişinizi aç bırakabilirsiniz:))gerçi her dakka emzirdikten sonra bile doyuramadık bu bizim oburu..2 hafta kadar mama takviyesi aldı ama sonra üstün çabalarla sadece anne sütüne döndük,ayrıntısıyla bu konuyu anlatacağım sonra.
Konumuz iyice dağılmadan 2.doktor kontrolümüz harikaydı..
kilomuz:5600gr sadece anne sütüyle ve hedeflenenden 200gr.fazla üstelik.boy:62 cm(doktorumuz çok şaşırdı büyüyünce 1.85 gibi olur dedi,ailede uzun varmı diye sordu biz de dedemiz dedik..doktorumuza gülücükler saçtık,kur yaptık..tepkilerinin 2 aylık değil 5 aylık gibi olduğu iltifatını aldı bu cilveler sayesinde..
Babamızın doğumgünü tam babanın istediği gibi sakin ve atraksyonsuz geçti..bu onun günü ne yapalım..sadece evde dinlendek istediğini söyleyince biz de onun sevdiği yemekleri yaptık..fakat teyzemiz aysu eniştesine güzel bir sürpriz yapıp babamızın en sevdiği şeyi almış:ayakkabı..babamız çok sevdi yeni cicilerini.bir de çok güzel bir hediyede ramil amcamız hazırlatmış..arkasında Yaman ve oğlumuzun doğum tarihi yazan bir fenerbahçe forması..erkekler aynı dili konuştuğu için hoş bir hediye olmuş..Ramil 'i kıskandım bunu ben niye düşünemedim diye..ama olsun 2 ay önce en büyük hediyeyi ona verdiğimi,bu yıl bunun ona fazlasıyla yeteceğini söyledi baba bize...