Lilypie Fourth Birthday tickers
hayvan dostlarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayvan dostlarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2010 Perşembe

beto n'apıyo?

Yaman burada ne yapıyor?
Havlıyor.
Kime?
Komşu köpeğe..Yeni mahallemizde varlığımıza henüz alışamayan komşu köpek ona''sende kimsin?ne işin var burada?''anlamında havladıkça,''artislik yapma oğlum,ben kaç aydır biliyorum sizin dilinizi haberin var mı diyor?''
Konuşma fazla,geç evine ..

                              
Herşey yaklaşık 2 ay önce bu soruyla başladı aslında..Evren ablası ona ''beto n'apıyo oğlum ?deyince ''uhh''diyordu,ben ilk günler tesadüf sanıyor,evreni taklit ediyor o an duyduğu için yapabiliyor sanıyordum  sonra sonra sordukça,dudaklarını uzatarak,gözlerini hafifçe kısarak(bknz.ilk foto), kendini çok önemli bir şey yapacakmış edasıyla hazırlanıp bi süre o uzamış dudaklarla öylece kalıp sonrada ''uuhhh''demesiyle yok dedim bu tesadüf olamaz artık.

Betoyu yani nam-ı diğer eski mahallemizin sadık bekçisi tanıdığım en akıllı köpek Bethovenı taklit ediyordu ve ilk anlamlı?!! kelimesinin bu olacağı hiç aklıma gelmezdi..O kadar hayvansever bir mahallede,onca hayvanın içinde aslında bu sonuç çok da şaşırtıcı olmamalıydı..herşeyden önce havlamayı öğrendi garibim.Abarttığım düşünülmesin,çünkü o ilk öğrendiği günler tamamen uykuya daldığı anlarda bile köpek havlamalarını duyar duymaz gözleri kapalı halde kafasını kaldırıp dudakları uzatıp kalan son enerjisiyle bir ''uhhhh''patlatıp öyle koyuyordu kafasını tekrar yastığa,sanki o an o köpeklere katılmasa köpekler küsecek..


Eskilerden bu fotoyu bulabildim,fındık abimizde var,Beto sağdaki arkadaş,ortadakide Ateş.Geçen yıl eski mahallemizi coşturan üçlü. O zamanlar Hamile halimle fındıkla ateşin peşinden az koşmamıştım.Belki taaa..o zamanlardan alışkındı bu seslere kim bilir..
Yeni Mahallemize  ilk taşındığımız günlerde ise yepyeni bir sesle tanıştı..''üürürüüüüüü'' karşımızda tam bir köy evi var,Ali Babanın çiftliğindeki bir çok şey orada da var.horozda var.İlk duyduğunda çok ama çok şaşırdı..tam da havlamayı öğrenmiştim,bu nereden çıktı şimdi der gibi durdu ,bekledi,ne yaptı oğlum horoz dedik..
Kısıtlı repartuarındaki seslerden en çok öksürüğe benzettiği için kısık bir sesle ,öksürür gibi gırtlaktan hırhürüüüüü...gibi bi şey yaparak hepimizi çok güldürdü.
Biz böyle aa..taklit ediyor diye gülerken bir de ne farkedelim,O kuş görünce,horozun sesini çıkarmaya başladı,fındığın resmini görünce ise''uhhh''yapmaya...işte böyle bir gün hiç farketmeden kuş'a kuş deyiverecek köpeğe de köpek belki ama temelleri bugünlerden nasıl atılıyor,nasıl bir heyecan yaşatıyor insana.
ikinci kez dünyayı tekrar keşfetmek bu.
herşeyi bir kez daha çok ama çok sevmek.
Sevmek demişken,hazır konuda  hayvanlarken,geçen hafta misafirlikte yerde bir kafes gördü,içinded de kuş..tamda kendi boyu kadar,ayakta kafesle oynarken birden başladı ağlamaya..Hiç anlam veremedik ne olduğuna,meğer sen daya göbeğini kafese,kuşta göbişinden ısırıvermiş 2 tane..o ağlıyor ben gülüyorum,ben güldükçe o sinir oluyor ..ama yine de korkmadı kuşlardan,hatta geçen gün Evren ablası yazmam için çok ısrar etti..Son zamanlarda balkonda kahvaltı yaparlarken kuşlar geçince Evren hep kuşlara da mama verelim oğlum diyormuş..
Geçen gün yine kahvaltı ederlerken kuş geçmiş, o da ucundan tuttuğu çatalı kuşa doğru tutup''mamma''demiş..
Evren delirmiş..
Hiç kin tutmaz benim minnoşum..Sever hayvanları anası kılıklı.


Son zamanlarda yürümeyle çok uğraştığı için bu tip sorularımızı pek cevaplamaz olmuştu..meğer o doğrusunu öğrenmiş,bu fotoğraf çekilirken anladım..artık''uhh''demiyor baya ''huv,hav''yapıyor,Beto belki buralarda yok ama bizim evde hergün lafı var..iyiki de var..

N'apıyo oğlum Beto??

15 Mayıs 2010 Cumartesi

yamanlıktan yamyamlığa...

Yamanlıktan yamyamlığa uzanan bir yolculuktayız sanki..
Benim düzeni şaşmayan,her şeyi saatli,kendi yatağında pışpışla çok düzgün saatlerde uyuyan,mızmızlığında emzikle sakinleşen oğlum nerde bilmiyorum?

Günler böyle yarım yamalak,başlanan hiç bir iş bitmeden,havada havada,bulutların üstünde,çoook mutlu ama ayaklarımı yere basamadan,hiç bir işimi sonuçlandıramadan geçip gidiyor.Ne oluyor,nasıl oluyorda gün bitip saat 12 oluyor hiç anlamıyorum.


Daha sabah kalkarken en çıldırtıcı,en çapkın bakışıyla gözümün en derinine bakıp bir çılgın kahkaha patlatıp,aaa-aaahhh,aaa-aaahh seramonisine başlıyor...

Sonrasında,ben onun gözünde mememiyim mamamıyım annemiyim kararsız kaldığından olsa gerek,üçünün birleşimi bi ortaya karışık yapıp ''memmmamanneenanee''nidalarıyla peşimde arkasına motor takılmış vaziyette koşar emekler arası bir şeyler yapıp,saniyede kucağıma tırmanıyor,''ne yapıyoruz bugün ?''diyor gözleriyle..''evde zaptetmeye çalışmayacaksın herhalde beni?''

Bu yaz harika geçeceğe benziyor çünkü Baran abimiz ve ailesiyle birlikteyiz  bu yaz.Tatilden arta kalan vakitlerde ,fırsat bulabilirlerse,çalışmaya çalışacaklar ailecek:)İlk günlerinde birlikteydik,Yamanın  ilk yamyamlık belirtileri çook önce başlamıştı ama o gün ağzında dolandırdığı siyah şeyin zeytin olduğunu düşünüp,kim verdi zeytini bu çocuğa diye söylenirken,o şeyin zeytin değilde,böcek olduğunu farkettiğimde,artık karşımdaki yaman değil,yamyamdı.
Bu son haraketle terfimiz tamamlandı..
Tam da kendisine yakışan bir de arkadaş buldu..Arkadaş demişken,Fındıkla tanıştı tekrar,hem de öyle bir saldırdı ki,bu sefer Fındık yavrum  kaçacak yer aradı.Gelin olacak bir kızımız varmış Fındığa,onun için gittik ama yüz vermedi oğlumuz..beğenmedik kızı..

Hazır çocuk Yamyamlığa bulaşmışken dedik bizim ünlü spesiyalimiz Antakya dönerinde bir tadına baksın ucundan,ama o döneriyle değil Lavaşıyla daha çok ilgilendi..İşte yamyamımın ilk antakya dürüm macerası,elbette ona özel,sossuz sadece tavuk kısmından ibaret olanından.

Dedim ya o evde zaptedilmez olunca,benimde böyle bir bahanem olunca,her günümüz sokaklarda,dışarılarda..
Çok spontane gelişen bir havuz sefamız bile oldu...havuzun orada oynuyordu,üstü başı ıslandı,bir de öyle tatlı emekliyorki havuza doğru,küçük karetta karettalar ışığa doğru hızla nasıl gidiyorlarsa aynen öyle..
nereye koyarsak koyalım,o yönünü buluyor, bir sevinç hızla havuza doğru emekliyor,onun o ''emek''lemesine,emeğine  kıyamadım,attık gitti..
Suyla oynarken,
kendini kaybedişini seyrederken, ben kendimi kaybediyorum,tekrar çocuk oluyorum.

Bugün ise harika bir gündü..Yamyamımın bükannesi,dayıdedesi burada askeri kamptaydılar,gidememiştik bir türlü..Bir niyet gittik ama her nizamiye kapısında, sorgu sual,hah tam oldu gireceğiz derken yine bir sıkıntı derken,en sonunda babamızın uzun saçı ve sakalı sebebiyle içeri alınmaması bizim tüm günü orada geçirmemize neden oldu,acaba iyi mi oldu?


Her gidişimde kıskanıyorum şu askeriyeleri..yine öyle oldum,herşey düşünülmüş,çocuklar için bir  harika,çimenlerde emeklemek mi dersin,trambolinde zıplamak mı dersin,bowling mi dersin,her tür spor aktivitesi,barlar,diskolar...var da var...ee tabii bi sıkıcılıkta var ama olsun...büyüyünce komutan ol kocacım dedim,Hayır olmaz,ben oradan kaçtım delimisin sen dedi.Bize de bir günlük keyfini sürmek kaldı..



Bu şeyin ev tipi olmalı..düştü derdi yok,kafasını gözünü yardı derdi yok,istediği gibi tutunup ayağa kalkıyor,düşse bile zıplıyor..yok yok ben yapıp piyasaya sürücem..ev tipi trambolin oyun parkı.harika.

27 Mart 2010 Cumartesi

Öyle bir geçer zaman ki

Nasıl bir hızdır bu böyle yetişmek imkansız..
Pipimiz gitti gideli oturmadık ki ailecek tabiri caizse kıçımızın üstüne..yazacaklarda birikti elbet dağ gibi..
Mesela ben daha Yaman elleriyle tutunup doğruluyor yazısı yazacaktım,adam neredeyse yürüyecek artık.
Nerden başlasam,nasıl anlatsamm...

mmmm...en lezzetlisinden yani spadan başlayalım o zaman.
Babamız dönmeden onunda görmesini istediğim için hem de hep biz insanları rahatlatıyoruz,
bu sefer de spacılar bir  spa keyfi  yapsın istedim,bakalım nasıl oluyormuş bir tatmak istedim,Yaman efendi ananesiyle vakit geçirirken biz spa'da keyfe gittik.(zalim anne,acımasız anne).

Sağım,solum,önüm,arkam Keyif..
Her yer keyif için,dinlenmek için..dinlenip tazelenmek için..
Her şey sanki yorgun anneler için..
NUA spa,'zamanın durduğu yer''diyerek karşılıyor konuklarını fakat zaman duramadı bizim için,aklımız miniğimizde kaldı bir de üstüne babamız ''ben keyife keyif demem oğlum yanımda olmayınca''deyince tam manasıyla tası tarağı topladık dönüşe geçtik.Dönüşte tam benlik, içinde bir sürü antika eşya bulunan,bahçesinde ise ıncık cıncık herşey olan şirin bir ızgaracıda süper bir köfte yedik,orada kamerama takılanlar işte bunlardı.

Ertesi gün babamız gitme hazırlığına başladı.
Saatler geçmesin isterken,gelme saati o kadar çok yaklaştı ama biz bi türlü babamıza doyamadık,tek başına dönmesini içim almadı bu sefer..
O da dünden razıymış meğer,gelelim mi seninle dememle gelsenize demesi bir olunca,hiç beklenmedik bir marmaris ziyaretimiz oldu.Ben nasıl olsa babamızla gideceğiz,hem tam da uyku vaktine denk geliyor diye hiç planı bozmadım,uçak aklımın ucundan bile geçmedi,otobüste kocişkomun yanında paşa paşa giderim sandım safça :)) bir bebekle 12 saatlik yolculuk??
Yaman neredeyse tüm yol boyunca uyumasına rağmen,yanımızdaki koltuğu boşaltmamıza rağmen,ben gözümü bile kırpamadım..ya uyursam,koltuktan düşerse,araba fren yaparsa,aman o aman şu,ayy bu annelik ne zormuş ya...Yan koltukta horul horul uyuyan kocayı gördükçe de içten içe nasıl kin yaptım anlatamam ki ben normal yolculuklarda bile  uyuyamazsam,kafasını arkaya dayayıp,yatakta gibi mışıl mışıl uyuyanlara nasıl gıcık olurum bi allah bi ben bilirim.
Zaten Yaman da uyudu dediysem,otobüsün her durduğu yerde,ışıklar açılınca sanki kendisi inecek gibi kalkıp etrafa bakınmalar yetmezmiş gibi,4de gözlerini fıldırfeş açıp host abiye kur yapmaya başladı bir anda.2 saat kadar uyanık kaldıktan sonra uyudu,işte o ara bende uyudum 30 dak.sonra gelmişiz zaten,neyse sağ salim gelmiştik ya sonunda..
Evde misafirimiz vardı,sabahın köründe ,ilk iş mışıl mışıl uyuyan misafirimiz gülşen teyzesinin koynuna atıldı beyim,Gülşen için ufak bir şok oldu bu. Sonra biraz dinlenip iş yerimize gittik,önce Oya teyzesine sürpriz yaptık,kafasını işe gömmüş oya teyze,bir anda karşısında Yamanı görünce deliye döndü ve az bir zaman sonra Birlikte uyku terapisi yaptılar yine her zaman ki gibi..

Sırada ciciannemiz vardı.Kapıyı çalıp paşayı paspasa bıraktım,ben saklandım.
Kapıyı açınca,paspasta bir bebek gören Yaman'ın ciciannesi Nadire ablacım neye uğradığını şaşırdı tabii.
Biblo dükkanından farksız olan bu eve Yaman bayıldı,nereye bakacağını şaşırdı,neye dokunacağını bilemedi,ben eminim ki ''iyi ki şu ayağa kalkma işini öğrendim''dedi kendince.''Demek ki en çok karıştırmaya yarıyormuş...''


Sonra Fındık abisiyle tekrar tanıştı..Dejavu olmuyor mudur ona?
Ne ilginç,aslında tüm bu anlattıklarım zaten onun hayatında olan şeylerdi fakat miniğimin bunlardan hiç haberi yoktu,şimdi ise hepsiyle tam manasıyla tanışıyor,herşeye tepki veriyor,tepkileriyle tanıştığına memnun oluyor,ya da olmuyor,aslında  herşeyi çok beğeniyor..özellikle de o şey yeniyse..
Fındık abisi ve sokağımızın köpeği bethoven.
Fındığı ilk gördüğünde tüylerini avuçladı ve sıkı sıkı çekti ama akıllı abisi gıkını bile çıkarmadı..
Çocukları ve hayvanları aynı kareye almak bir mucize ve ben bu sefer o mucizeyi gerçekleştiremedim.

Günün sonunda uykusuzluktan ölmek üzereydim,gündüz uykuları 30 dakikadan uzun olmadığı için gündüzde uyuyamadım,akşamda yeni sünnet olduğundan mıdır,yerini yadırgadığı içinmidir nedir bilmem,ne kendisi uyudu ne de bizi uyuttu.Bir günde benim pilim bitti,uykusuzluk gerçekten bir annelik sınavı..
Yaman kime benziyor diye düşünüp duruyorduk ya,kime benzediğini bulduk,Cemal abimize benziyor ayol bu çocuk.
Akşam çok tatlı bir ziyaretçimiz vardı,Yaman babasının kopyası Bedirhan abisini çok sevdi.


Sabah kalktığımda bebeğini tek başına büyütmek zorunda kalan tüm anneler ve kendim için sabır duasına çıkasım geldi.
Güzel olan şey havanın harika oluşuydu,bahar erken geldi içime..bebeğim sevdiklerimizleydi,evimizdeydik ama uykusuz geçen ikinci gün ve bitmek bilmeyen mızmızlık hali bana dönüş kararı aldırdı.Dopdolu geçen iki gün bir gece bize yetti ve bulduğumuz ilk uçakla kaçar gibi döndük annemin şefkatli kollarına:))
Uçakta da devam eden mızmızlığın sebebini ertesi gün dedesi keşfetti.
Meğer ağzı bütün yara içindeymiş kuzumun.Ben sünnetten diye düşündüğüm için bilemedim ve döndüğümüze çok sevindim çünkü çok zor bir gün daha geçirdik pazar günü.Hiç durmadan mızıldadı.Hemen doktorumuzu aradık,kullanmamız gereken ilacın adını alıp,dedeyle nöbetçi eczane arayışına çıktık.Bulduk,yavaş yavaş geçti yaralar ama çok ızdıraplıydı hem onun için hem bizim için.En ızdıraplı olansa günde 4 kez olan  uygulama,önce karbonatlı suyla ağız temizlenecek,ardından ''mikostatin''adlı ilaç yaralı yerlere gelecek şekilde verilecek,eğer ağzını açarsa..ilk uygulamadan sonra,herşeye ağzını açan çocuk,kokusunu mu anlıyor ne oluyorsa nasıl kapatıyor o ağzını açabilene aşkolsun.sadece bunlar olsa iyi,demiri var,d vitamini var,her ilaç verme anı bana tasa olmaya başlamıştı ki yaraları hafifledi.
Tam o düzeldi,ben hastalandım.Bir anda boğaz ağrısı,kırk derece ateş,
Yorgunluk bir yandan
hastalık bir yandan,
al bakalım sen misin bebeğini evde bırakıp
spa keyfi yapan...




Posted by Picasa

5 Mart 2010 Cuma

5 liraya bu mutluluk fazla

Duyarlı olduğumu düşünürdüm ben,özellikle hayvanlar ve çevre  konusunda..
Ne kadar da vurdumduymaz olduğumu hissettim bu anların keyfini yaşarken.


Çok sevdiğim bir ailenin yapıcı annesi geçen gün bize geldiğinde üzülüp durdu,''buğday alacaktım,alamadım geç oldu'' diye,

Biz de onlara gidiyorduk,bu sefer benim düşünceli annem kadıncağız üzülüp durdu,''biz alalım bari buğdayları''demeye başladı.

5 liralık buğday aldık.
O dakikalarda bilmiyordum henüz bu kadarcık bir şeyin koca bir mutluluk topağına dönüşeceğini..

 5 liralık buğday mutlu etti
gökyüzündekileri,

onların karnı doydu diye mutlu oldu
ince fikirli kişi.

5 liraya ne kadar ucuz bir keyiftir bu böyle..
bu da eşentiyonu,
bedava el masajı..

















Cami avlusu değil,pencere önü.

Yani insan istedimi,mutluluk pencerenin hemen önünde aslında.

Uzaklarda aramamalı.
Küçük Prens uykudayken,annesi kuşlarla terapideydi..Nasıl bir keyif o küçük canların usul usul korka korka sokulup,güvenince pıtı pıtı çekinmeden karınlarını elimden doyurması..
Ilık rüzgarın yüzümü okşaması..
Güneşin gözlerimi kısması..


Birden Yamanın ağlaması.
Kuşlarla tanışması.
 
  
 Uykulu gözlerle tanıştığına memnun olması.
 Bu haline çok gülmem de işin ekstrası..

5 liraya bu mutluluk çok fazla kısacası..

hep yapmalı diye düşünürken,
aklıma geldi bizim apartmanın girişindeki bir evin balkon demirlerindeki çiviler.
Hep merak ederdim bunlar ne diye?
Güvercinler konmasın diyeymiş meğer.
Ne kadar yazık,
yok güvercinlere değil,
bunu yaşayamayanlara ve onların çocuklarına..

Az kalsın unutuyordum;
Bir yakışıklıdan onun eli büyüklüğünde bir buket çiçek bile aldım o gün.
Evren ablasıyla bana çiçek toplamışlar,kendi elleriyle bana uzattı oğluşum..

17 Ocak 2010 Pazar

babamız yanımızdayken..

















Geçen hafta,babamız bizi ziyarete geldi.
Bi sürü bi sürü şey oldu..
Yaman bey ilk kez köy ortamında bulundu..şansımıza hava harikaydı..
Aslında yazlık evimize yapılacak tadilatlara bakmak için Kefken'e gidecektik fakat sabah gelen bir haberle kefken öncesi babamın sevgili korumacı ailesi bizi kahvaltıya davet etti.Ne ola ki bu koruyucu aile derseniz,açıklayayım;babam İzmit 'e bağlı bir ilçe olan Kandıra'da,kendi bitkilerini yetiştirip,ufak çaplı'' Hasan Baba'nın bir çiftliği var,çiftliğinde bitkileri var ''modunda, gönüllü Robinson hayatı yaşayan bir şahsiyet olduğundan ve bazı günler çiftliğinde kaldığından,o günlerde Ona yoldaş olan,yemeklere çağıran,çiftliğe yakın bir köyde oturan çok sevgili ahbaplarımız bizi kahvaltıya davet etti.


Oraya vardığımızda bu harika manzarayla karşılaştık..Biraz sonra bu nefis gözlemeler afiyetle midemize inecekti..

Şansımıza hava harikaydı.Yamancıkda bol bol D vitamini aldı böylece.Babası da yanındaydı.
Yaman için günün bu saatleri;''güneş,babam ve ben..bahtiyarım..''tadında geçmekteydi..taa ki anne kişisi oğluşkosuna değişik şeyler tanımasına fırsat verecek davranışlar içerisine girinceye kadar..


Oldum olası hayvanları çok severim ayırt etmem pek fazla..Bakışları,halleri,edaları...
Pek bi sevimli gelir bana..
Kedileri zaten bizim evimizden tanıyor Yaman,

















İnekleri de tanısın istedim..
Ama pek umduğum gibi olmadı..
Ahırın kapı aralığından baktığımda gayet uslu duran hayvancıklar,biz içeri girince ''ooo..hoşgeldiniz''der gibi saygıdan mı korkudan mı bilinmez,ayaklanıverdiler..



Kısacası tüm cüssesi 68 santimden ibaret olan minik oğluşumun gözünde birer dev olan inekler bizim ziyaretimizden,
Yaman'da ineklerden korkunca..işte ortaya bu kareler çıktı..

Bazen  tanımadığı kişileri bile gördüğünde,eğer ona gülümsenmiyorsa, dudaklarını hafifçe büzüp tanıdık bir yüz arayan minik Yaman,kendi yüzü kadar gözlerle ona böcü böcü bakan ve doğal olarak gülümsemeyen  ineklere ne tepki verdi siz tezahür edin artık.''yabancı bildi''elbette.Ama çok şekerdi o an..benim çok hoşuma gitti.çok güldüm.

İşte Hasan dedenin bitkileri..babamın yerine de uğradık.
Babam en önemli ziyaretçisini çiftliğinde ağırlamış oldu..Böylece Doğada geçen, Ocak ayında baharı yaşadığımız, bebiş içinde bol öğrenmeli ve bol aktiviteli çok hoş bir gün geçirmiş olduk ''aile''cek..

Ama daha yapılacak bi dolu işimiz vardı..ilk incilerimizi dökecektik..
Yaman Bey daha kız istemeye gidecekti,nişan yapacaktık..fakat öncesinde işyerimiz için alışveriş yapmak üzere ikea'ya uğradık..Yaman beyde kangurusunda bize eşlik etti..tabii annesi kendisini orada kaybedince o da başladı annesinin almış olduğu şeyleri ucundan kıyısından,ısırmaya,önüne geleni kemirmeye,emmeye..bi ara ağzına bi şey kaçtı sandım,yutacak diye elimi ağzına sokmamla,neye uğradığımı şaşırdım.. tırtıklı bir yüzey hissettim bebeğimin ağzında..hemde iki tane..altta..henüz diş haline gelmemiş,çizgi halinde patlamış..ne tuhaf şeyler..orada bir sevinç tabii.babamızda şahit.iki gün önce gece biraz fazla uyanmıştı,demek o gece olmuş bu iş..pek öyle anlatılan kadar ızdırap çekmeden atlattığımıza sevindim.

Kızımızı istedik,istediğimizi aldık,nişanımızı yaptık.















Çekilen onca  sıkıntı,engel,zorluk karşısında bir kez daha AŞK kazandı..
O gece gözlerdeki heyecan ve onu fotoğraflamak ayrı bir hazdı..Sadece son altı yılına şahit olduğum, fakat öncesini dinlediğim çok özel bir şeydi..
İmkansız gibiydi..ama işte ''sonunda''bu tören  ikisinindi..




Bir ömür mutlu olun canlarım..

Arkadaşlarımızın bu mutlu gününden sonra bizde uzun zamandır yapmadığımız bir şey yaptık..
Yaman evde anneannesiyle vakit geçirirken bizde tekrar sevgili olup,maşukiye ye kaçtık..haftada iki kadeh hakkımdan faydalandım..uzun uzun sohbet,muhabbet,yıllar sonra bile ..işte bu dedim.''canım''dedim.içtim.çok eğlendim.