Lilypie Fourth Birthday tickers
oğluşumla konuşurken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oğluşumla konuşurken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2010 Pazartesi

taşınırken..

Tam da yaramazlıklar hat safhaya ulaşmışken neyse ki taşındık minik evimizden..


Koliler hazırlanırken,çeyizimde duran benim bebeklik elbisem çıkıvermiş bi yerden

 Muzur anneanne ''ne yapayım çok özledim senin çocukluğunu ben''diyerek getirdi seni içerden

senin  üzerinde benim bebeklik elbisem
çıkar bunu üstümden dedin çekiştirmenle
biz de çıkardık hemen
                                                       
 Yap boz gibiydik hep,biz yaptık sen bozdun
 nasıl olsa senin için her şey bir oyun...
                              

9 Mart 2010 Salı

elveda pipi

Üzgünüm miniğim..bugün biraz canını yaktılar,çok üzüldüm annem..
ama ilerde hatırlama,olsun bitsin hemen kurtul diye,yapmamız gereken bir uygulamayı sadece biraz erkene aldık senin sağlığın için.
Baban yanımızdayken,herkes biraradayken olsun bitsin dedik..

  Oldu da bitti maşallah..

Peki nasıl oldu?
Açıkcası düşündüğümden daha kolay oldu..


çünkü sen çok güçlü ve metanetli bi bebeksin biliyor musun?
sanki bugünkü macerayı sen yaşamamışsın gibi mışıl mışıl uyuyorsun şimdi.



Dün,ben tahlil için kan alınacağı sırada ağlayacağından emin olduğum için duramadım yanında,çıktım,dışarıda ses duyacağım  ve üzülüceğim diye düşünürken,bir de ne göreyim,benim minik annenesinin kucağında,elinde zevkle arabanın anahtarını kemiriyor,gıkı bile çıkmamış..
Bugünde aynı taktikle damar yolun açılırken oyaladı baban seni;sonuç yine başarılı,gözyaşı dökülmeden halloldu bu iş de.






















Hiç ağlamadığın için hemşire ablalar bayılmış sana..

Eee..tABİİ sen de onlara..
biz babanla serumunun ilerlemesi derdindeyiz,sen orada hemşirelere sarkayım,şu hortumu koparayım,bu demiri ne kadar sallarsam düşürürüm,baba bırak beni emekleyeyim triplerindesin..

Bu arada o dakikalar bana çok stresli gelmişti fakat fotoğraflara bakınca biraz rahatladım,çok da kötü değilmiş yani..


İşte en sıkıntılı an..
o şeyi ağzına götüremedin ya,deli oldun..
işte pipiden ziyade orada bizi en çok yoran ve zorlayan şey,bu elindeki zımbırtıyı 5 saate yakın(operasyon öncesi ve sonrası)fazla hareket ettirmeden tutmanı sağlamaktı.


artık zaman geldi,ufak bir sakinleştiriciden sonra en son böyle bakıyordun,içimden tüm iyi dileklerimi saydım,duaları okudum,kızdım hep,neden var böyle bir şey diye..


ama daha ben bunları sorgularken...
olmuş da bitmiş,geldin bile..
hiç yakışmamıştı bu şeyler miniğimin minicik ellerine..


İlk geldiğinde de sakin sakin bakarken,bir ara bi çıldırdın..
Allahtan az sürdü..




işte bu dakikalardı canımın canının yandığı anlar
Kollarımda sızdı kaldı,
Nefesi burnumu ısıttı,
Acısı içimi acıttı..
Geçti bitti bak annem,büyüyünce de bana olur mu?
''annecim hiç acımadı...''



11 Şubat 2010 Perşembe

babamız yanımızdayken-2

Geçen hafta Babamız geldi yine ziyaretimize,O yanımızdayken her dakikamızı onunla geçirmek istediğimiz için herşeyi atıveriyorum bi kenara..sonra da anlatılacaklar birikiyor yine uzun uzun..

Babasını sabahın köründe, en keyifli anında karşısında gören Yaman efendi sevinçten çılgına döndü.
Biz ''acaba tanıyacakmı''turlarındayken O tanımak ne kelime bütün cilvelerini,en harika gülümsemelerini yine ona yaptı..hatta ve hatta tüm bebeklerin annelerinin kucaklarından indiklerinde verdiği tepkiyi baba kucağından inince yapıyor bizimkisi..babası kucağından bırakır bırakmaz bir afra,bir tavır,ağlamak zırlamak..aynı tavırları Tahir Amcamıza da yaptığından tam olarak ''baba''diye tanıyıp tanımadığından tam emin değilim.Elbette bunu kıskançlıktan ötürü de yapıyor olabilirim.Ama öyle ya da böyle Yaman babasıyla çok keyifli,onun kucağında hep çok mutlu,daha sakin,huzurlu..kıskançlıktan ölsemde sanırım bu aynı Fındık olayı gibi olcak..Kocamın hayvanlar ve çocuklar üzerindeki dayanılmaz cazibesiyle yarışamayacağım ve onları hep hayranlık ve sonsuz bir keyifle izleyeceğim..



İzlemek deyince, o buradayken harika anlaşmaları benimde çok işime yaradı.Sevgili babamız vizyona girer girmez bensiz Avatar'a gitmişti.Yaman beye alışveriş merkezinde 3 saate yakın bakmak suretiyle benimde bu keyfi yaşamamı sağladı.













Ben bir türlü fırsat bulamamıştım.Hemde İzmitte 3 boyutlu izlenebileceğini sanmıyordum.Meğerse Özdilek alışveriş merkezinde varmış.Denk geldi ,resmen sülalecek gittik.Film başlamadan öncede gözlüklerimizle çok eğlendik.


 Filmin sonunda ise gözyaşlarımızı yine onlarla sakladık:)elbette ağlamadık tamamen şaka.Benim bu kadar olmayacak şeyler türünden filmlerden nefret etme huyum nedeniyle (yüzüklerin efendisi ve matrixi bile izlemedim sırf bu yüzden) tabii ki çok duygulu anlar yaşamadım ama ağlayanlar olduğunu duydum ve çok şaşırdım buna rağmen filmde yerlilerin doğayla olan uyumuna ve bu yönde verilen mesajlara bayıldığımı itiraf etmeliyim
Gelelim başladığımız noktaya...şimdi şu görüntüyü ben kıskanmayayım da kim kıskansın??
Baba aşığı Yaman babasının yanında olsunda,naıl olursa olsun umru değil..sen misin babaya böyle özel muamele yapan bende sen uyurken bıraktım seni anneannene,aldım babanı götürdüm eğlenceye:)
çatlada patla..
3 gün erken kutladık evlilik yıldönümümüzü çünkü babanın dönüş günü gelip çatmıştı bile.Uzun zaman olmuştu canlı müzik eşliğinde eğlenmeyeli..çok keyifliydi ama gecenin ilerleyen saatlerinde biz yine senin telefondaki fotoğraflarına bakarken bulduk kendimizi..
ve anladık ki biz asla  iki değiliz artık..

31 Ekim 2009 Cumartesi

Nüüset amca Taşkıyan artık yok..

Bu hafta Salı günü çok üzücü bir haber aldık oğluşum..Benim için bana dedemden yakın,hayatımda çok özel yeri olan ,kişiliğimin gelişiminde ise sonsuz katkıları olan bir ailenin babasını ,Nüsret amca Taşkıyan'ıkaybettiğimiz haberiydi bu.Ben henüz senden birazcık büyükken beni tanıyıp,tam bir torun sevgisiyle beni seven ciciannem ve eşi ayrılmaz bir ikiliydi..hatta geçen gün 55.evlilik yıldönümlerini kutlamışardı..Dergilerde resimleri olan yaşlı çift resimleri gibiydilerçok sağlıklı yaşayan,2 sene öncesine kadar her yere bisikletle giden,sigarayı ağzına sürmemiş,son günlerine kadar müzikle ve fotoğraf çekmekle uğraşan dünya tatlısı bir insandı Nüsret amca Taşkıran.Seksen altı yaşında ayrıldı aramızdan...

 Şu an sadece elimde en yakın zamanda çekilen birlikte olan bu fotoğrafımız vardı,onu ekliyorum.

Peki neden Nüsret amca Taşkıran?O kadar bizdenlermiş ki,aileden biri zannettiğim amcamı,anaokulda aile bireylerinizi sayın diyen öğretmenime kendi ailemi ad ve soyadlarıyla saydıktan sonra,cicianne taşkıyan,nüset amca taşkıyan.....diye devam ettirmişim..iyi de etmişim..yıllar boyu dedem gibi sevdiğim canım amcam,nur içinde yat,mekanın cennet olsun,üzüldüğüm tek bir şey var..bir haftacık daha dayanabilseydi, oğluşumu kucağına verip,bir de böyle bir fotoğrafı olsun çok isterdim,hatta haberi almadan 2 gün önce onları andığım bir anda bunu annemlede paylaştım,ciciannemi aradım,amcamı sordum,biraz grip olduğunu,o yüzden hastaneye gitmek için evden çıkacaklarını söylediği anda, umarım 1 hafta daha bir şey olmaz ona dedim anneme ortada ciddi hiç bir şey yokken..iyi ki aramışım..değil 1 hafta,2 gün bile dayanamamış bu yılların yorgunu bünye bu gribe..2 gün sonra ağlayan sesiyle Tuğhan abiydi telefondaki ses..size pek iyi bir haber veremeyeceğim dedi ve ben anladım,artık benim hiç dedem kalmadı oğlum....

Allah senden razı olsun Tracy Hogg


Geçen hafta,genellikle benim kadar bebişi olan annelerin pek yapamadığı bir şey yaptım daha doğrusu yapabildim..Yandaki afiştende anlaşılacağı gibi Yönetmenliğini Levent Semerci'nin yaptığı ''Nefes'' filmine gittik.Tam da sınırdan giriş yapan pkklıların kutlamalar yaptığı günün ertesi günüydü.Askerliğini Batman'da komando asteğmen olarak yapan sevgili kişisi ise yanımda filmde söylenen marşlara eşlik edip durdu,eski günlerini yad etti ve tabii buradan da filmin ne kadar gerçekci olduğuda tarafımdan anlaşılmış oldu..İki saat boyunca o koltukta gerildik kaldık..hele ki ikinci yarıdaki bol bulutlu konuşma sahnelerinde ve elbette ki hafızalara kaydedilecek olan son upuzuuuuuuuuuun süren artık bitsin dedirten çatışma sahnesi..izleyiciye''bak ey izleyici taş çatlasın 10 dakika süren bu sahne seni ne kadar gerdi,bitsin istiyorsun içten içe,bak gör insanlar neler çekiyor bu saatler süren çatışma anlarında''mesajını çok iyi vermiş tarafımca.Filmin zamanlamasına ise zaten diyecek yok.Son günlerde atılmaya çalışan adımlarla umarım bu sorunlar gerçekten son bulur.Oğluşum sende ileride bu satırları okurken,''annecim neydi o zamanlar yaşananlar anlat bana'' dersinde,sen sorunca hatırlarız bizde bu acıları..tarih olup gider hepsi..


Peki nasıl oldu bu mucize?annem ve Tracy Hogg sayesinde..(bkz.tracy hogg yazıları)Allah ikisinden de razı olsun..Tabii bu saatler alınmadan önceydi,oturmuş bir uyku saatimiz vardı.Saatler alındı,bizim düzen şaştı..umarım bir an evvel tekrar gireriz eski düzenimize..

Bu arada film,İki haftada 814 bin kişi tarafından izlenerek bu sene en iyi izleyici performansını elde etmiş. dünyanın en önemli sinema sitesi imdb.com'da Savaş, Macera filmleri kategorisinde birinci sıraya yükselmiş.
İzleyicilerden aldığı puanlamaları değerlendiren imbd sitesinde Nefes filmi 10 üstünden 9 puan elde ederek Schindler'in Listesi, Kıyamet, Zafer Yolları, Arabistanlı Lawrence gibi önemli savaş filmlerini geride bırakmış.

13 Eylül 2009 Pazar

ülkemizle tanış oğlum

canım oğlum,
Burası bizim sevgili ülkemiz,hoşgeldin.Tanış onunla;  ülkemiz bir cennettir ama alışmalısın burada yaşananlara...
Selde kaybolan çocuklara, düşünce fakiri sorumsuz insanlara...
Başka yerlerde bir felaket olur,dünya durur,
Bizim ülkemizde insanlar ölür..
Bir yağmur yağar,aileler dağılır,suç hep DOĞA ya atılır..
Deprem olur,yangın çıkar,sel olur..bir çocuk kaybolur...adı bugün DİLA olur,
Umarım bu acılar yarınlarda son bulur...
Bu hafta İstanbul gibi bir şehirde yaşanan akıl almaz ölümler içimizi çok acıttı..dün akşam annesinin kollarından kayıp sel sularına karışan 1,5 yaşındaki Dila rüyama girdi.meğer anne olunca, bir insanın yetişmesindeki zorluğu görünce  tam olarak anlıyormuş insan, ''insan hayatı''nın değerini..belki de bu yüzünden erkek yöneticiler bu kadar  sorumsuz ve bu kadar düşüncesiz olabiliyorlar.

 Vazgeçtim, sen buraya alışma oğlum,değiştir bu çirkinlikleri...