Lilypie Fourth Birthday tickers
yaman ağzıma geldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaman ağzıma geldi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2010 Çarşamba

hoşçakal derken..

Geç kalınmış bir hoşçakalın yazısıdır bu..sevdiğimiz herkese ve bu şehre..
Sezonumuz açıldı,biz evimize geleli 15 gün oldu ama ancak fırsat bulunabildi..


Hoşçakal teyzecim,
İşte çektiğin son resmim..
Sana en kocaman gülümseyişim.
Biran evvel görüşelim,hepinizi çok özledim.

Hoşçakalın sevgili halalarım,
O biradan bir yudum bile tattırmadınız ya bana,
yazdım bu ayıbınızı bi kenara..

o veda gecesi emziğim de kayboldu,
olan bana değil anneme oldu.
Hoşçakal Onur Dayı,rahattı kolların,
selam söyle benden büyük yengemle,büyük dayıma.
çok güzel darbuka çaldık,sesi hala kulağımda..

Hoşçakal büyük teyzelerimin en küçüğü,
Çok huzur duydum senin kollarında,
hoşuma giden bir şeyler var senin dokunuşunda..
kızınıda sevdim ama oğlunun sakalları korkudur hep aklımda..

Hoşçakalın Anneanneciğim,sevgili dedeciğim,
topu topu on ayımın  yarısını evinizde geçirdim,
sizleri çok ama çok sevdim..
Sakın ağlayıp,üzülmeyin,
mutlu günler yakında,
ben  sizi hep böyle güldüreceğim.
Hoşçakal çarşamba pazarı,
anneannemin lezzetli elmaları,
mutfağı,

benim için yaptıkları..


















Hoşçakal çağla,Elif anne,
En üzgün anlarımda bile beniseven herkese,cicianneye,bükanneme..
Güldüğüm,dokunduğum,sevdiğim,
alkış yaptığım herşey,
sizinle keşfettiğim dünyayı çok sevdim.

Hoşçakalın sevdiklerim ve annemin sevdikleri..

Son günlerim işte böyle geçti,
çiçekler içindeydi bahçeleri..adı papatyaymış..
annem çok severmiş,bana öyle dedi.

Hoşçakal içindekilerle güzel İzmit şehri..
Bekleyin,sakın unutmayın beni,elbet geleceğim geri:)))

1 Mart 2010 Pazartesi

ver mi diyor ne?


















ta-ta-ta-tammm....

Bugün  tam 8 aylık bir bebeğim.
Emekleme işini çoktan hallettim,
İki bacak üstünde ha durdum ha duruyorum
ama yürümektir asıl hedefim..

annemi de çok severim
ama mamaları daha çok severim,
büyükler ne yiyiyorsa;
onları yemektir dileğim..

ama hala miniğim,
derdim çıkmayan dişlerim,
Yemek yemektir tek tesellim.

 8 aylık bebeklerin bana büyük geldiği günleri düşünüyorum ve zamanın nasıl geçtiğine inanamıyorum..
Ne zamandır Yamanın neler yediği ile ilgili birşeyler yazmak istiyordum fakat bugün ne yediğinden çok onun yemek yerken ve isterkenki komik hallerini yazmak daha cazip geldi.


5.ayından beri ne zaman masayı hazırlanıyor görse,yemek yeneceğini anlayıp,heyecanlanıyordu zaten.Tabii o zaman onun bu halleri hepimizi gülümsetiyordu..gel gelelim dişler çıktı çıkalı arkadaşta bir afra bir tafra..ne zaman tıngır mıngır mutfakta bir ses duysa patır patır yengeç yengeç emekleyerek mutfağa geliyor bir hışım.Gözler fıldır feş aranıyor ''evet,ne yiyiyoruz'' der gibi.
Sıkıyorsa yediğinden verme..

Paşamın ağzında birisi yeni patlamış,diğeri ha geldi ha gelecek ve 2 tane de adam gibi çıkmış dişi var ama ona sorarsan tam 32 dişi var.Herşeyi yerim havalarında.Bugün kuaföre gittik annemle,yaman efendi de yanımızda.
annemin işi yapılırken bende yarımcık simitimi yiyecektim göya ayranımla.ne mümkün?başladı yeni ''veayh''seramonisine..eller havada,sinirli ve en sabırsız tavrıyla ''VEAYH''..
ne ola ki bu ''veayh''?
acıktı mı ki?yoğurdunu vericem,yok yok ''veayh'' Ben de bandım simidi ayrana veayh'dim gitti:)neredeyse yarım simit güpletti.

Bu sabah annem keşfetti. ne zaman bir şey istese özellikle yemek ve türevlerinde ''veayh,veayh''gibi bir ses çıkarıyor.Sonradan anladık..Eni konu ''ver''diyor işte minik kendi dilinde..salak mıyız neyiz?anlamadık gitti.


Biz zaten yıllardır huzurla yemek yememeye alışkınız ailecek.
Marmariste bizim Fındık rahat vermez,patilerini dayar insanın dizine,gözünün içine derin derin bakar bakar..sen yiyemezsin..
İzmitte Umut miyav miyav dolanır durur masanın etrafında,kafan şişer,o na vermeden,keza sen yine yiyemezsin.
şimdi bunlara birisi daha eklendi..''veayh,veayh''diye dizlerime tırmanıp,saniyede farketmeden kucağıma çıkan,dünyanın en tatlı ama en tatlı varlığı.


istediğini almış olmanın dayanılmaz hafifliği bu olsa gerek..

Bu arada bu kadar yemekten bahsetmiş olmamın  yaklaşık 1 haftadır artık kilolara savaş açmış olmamla  bir ilgisi olabilir mi acaba??

18 Şubat 2010 Perşembe

FIŞ FIŞ KAYIKÇI



Babamızın gelmesinden 1 hafta önce,sömestr tatilinde Yaman kuzeni Ecem'le tanıştı.Ecem,Baran'ın deyimiyle Ejem ablamız meğer çok marifetliymiş de,bizim gözümüzden kaçmış.


O günler tam da Yaman'ın 7.ayını doldurduğu ve tüm gelişiminin 3 gün içinde hızına yetişemediğim şekilde arttığı ve her dakika bizi şaşırttığı günlerdi(hiç bir şey değişmiş değil,her gün yeni bir şey katılıyor miniğimin küçük dünyasına).

Henüz tam anlamıyla emekleyemiyor,komando sürünmesiyle emekleme karışımı şeyler yapıyordu.Fotoğraftaki pozisyonda bir ileri bir geri yapıyordu.bazen 1 yada 2 kez ileri hamleler yapıyordu..O bu minik gelişimlerden bile çok keyifleniyor ve her değişik hamlesinde resmen başarıya bir adım daha yaklaştığını hissederken Ejem'in akrobatik halleri ''aman yarabbi,ben bunları nasıl yaparım,daha iki dizimin üzerinde bile durmayı yeni öğrendim,ben seninle nasıl başa çıkarım ''dedirtti kuzuma.Hep köprüleriyle o bize tersten bakarken,ilk kez birisi ona tersten baktı..o da buna bayıldı...
 
Ejem ablası ona bir kayık yaptı.Kimsenin kolay kolay yapamayacağı bir kayık hem de.. etten,canlı bir kayık..O kayığa oturdu Yaman..fış fış kayıkçı oldular,bu şekilde çok tatlıydılar


Canı nasıl kıymetliymiş meğer?nasıl öğrendin sıkı sıkı tutunmayı?düşmemek için yapışmış kalmış kayığının küreğine..bazı şeyleri o an değil,fotoğraflara bakarken anlıyor insan..bunu da öğrenmiş meğer..

Ocak ayının son günleriydi,ayaktayken annem kollarımın altından tutunca ,dizlerimi kırıp''zıp zıp''yapmayı keşfettim bir gün..Allahım ne güzel bi hismiş zıplamak..kocaman olduyorum bi anda..sonra hecelerle sesler çıkarıyorum..''bıh,cıh,dıh,hıh''diyorum..ne demek olduğunu bilmiyorum ama çevremdekiler nasıl yapıyorsa bende öyle taklit ediyorum..annem bu sesleri yapıp,beni taklit edince de çok hoşuma gidiyor,katılıyorum gülmekten..




 Bu arada laf aramızda ben artık sepette falan değil ayan beyan oturuyorum işte böyle..anneme oturamama numarası yapıyordum..sevmiyorum kardeşim kıçımın üstüne oturmayı..kurtlarım batıyor..ama şimdi öğrendi ya oturduğumu,hemen oturtuveriyor beni..bende oturacak göz var mı yaaa??annem yani sen de..


o-ovv..hadi gel buluşalım eski köprünün altında..
bu benim emekleme çalışmalarımın ilk aşaması olan köprüden değil mi??
ama emeklemeye başlayınca yapamaz oldum artık??ecem abla nasıl yapıyor?kocaman..ben de istiyorumm..hemen büyüyüp bu köprüden kurmak istiyorum..

 Anne,bu da kim??hmm..kalbi çelinecek bir kurban daha..tam da benim hayran kitleme yakın bir tarzı var..en can alıcı bakışımla bakmalıyım..Seda mı dedin?bunun Sena olanını çoktan tavladım bile..ama galiba ava çıkarken avlanan ben olacağım..anne bu teyze bana çok tatlı bakıyor ama..

Size bağımlılık yaptığım söylenmemiş miydi?
Bir daha ki sefere misafirlerimizi bu konuda uyar anne olur mu?



Bu kadar akrobasiden sonra biraz sakinlik gerek..Ecemin gözlerinde bulduğum sakinliği kimselere değişmem..hem de köprülerimin kime çektiği anlaşıldı.merhaba ecem..ben yaman.
 
 

19 Ocak 2010 Salı

iyi ki varsın sevgili günlüğüm ve GÜLcüğüm


''İyi ki varsın be günlük..
ne güzel şeyler oluyor sayende..
senin sayende harika insanları,
hiç tanımadıklarımı ,sanki hep varlarmış gibi hissediyor,
ama ilk kez tanışıyorum..
bir de üstüne çok mutlu oluyorum
çünkü hiç hayal kırıklığına uğramıyorum..''gibi şeyler yazmayı planlıyordum bu yazım  için..
hatta ''yazıları hep içimizden kendi sesimizle okuduğumuz için, telefonda bir an Gül'ün sesini duyunca o an farkettim aslında daha önce hiç tanışmadığım birisiyle görüşeceğimi''gibi bir cümle de yazacaktım.

Blog yazmanın bir diğer avantajını, şu sıralar uzakta olan babamıza herşeyi telefonla anlatmaktansa,onun bizi buradan takip etmesinin rahatlığını da söyleyecektim..

ama ne oldu??
Gül anne yine benden önce yapmış yapacağını..hemde tam benim yazmak istediğim gibi..

evet,ikinci maddenin avantajı gerçekleşti,bugün babamızla konuşurken,''dün anlaşılan çok güzel geçmiş,gördüm fotoğraflarınızı demez mi?''anlayamadım önce.daha yazamamıştım ki..meğer benim sayfamı okurken orada gül'ün sayfasına tıklayıp,konuyu da okumuş,resimlere de bakmış..her şey harika ama şikayetçiyim ben bu Gül'den.
kafamdaki  şeyleri önce o yapıyor,sonra ben taklitçi gibi oluyorum:))
anlattığı herşeye ''aynen''demekten yoruluyorum:))
ve dünü düşündükçe ben onları ve bu blog işini çooook seviyorum:))

o zaman ne yapalım madem anlatacaklarımız anlatılmış,biz de Yaman'ın dilinden anlatalım..















Annecim mama sandalyemde oturan bu fıstık kim?benden biraz büyük galiba ama sizin kadar kocaman değil,sanırım bana benzeyen biri,yemeğini buradan yediğine göre?yoksa yakın zamanlarda o da benim gibi miydi?söylesene ona biraz yakınıma gelsin,dokunayım,çok merak ettim..










Hmm..yakından bakınca daha tatlıymış..bak bunların hepsini ben ağzıma sokuyorum,sende sokabilirsin tatlı abla..şu top mesela,ben en çok onu seviyorum,peşinden emeklemek zevkli oluyor,bak benim parmaklarımın hepsi ağzımda..hmm..hepsi birbirinden tatlı..hatta mümkünse ben seni de ağzıma götürsem??



















ya da göğsüne yaslansam?sen beni sevsen?hatta şuracıkta uyusam kalsam,bana kimse dokunmasa....

Bu tatlı teyzede senin annen heralde Duru abla..kucağı pek de rahatmış..ben çok sevdim burayı sen sakın kıskanma emi..
Duru: hiç kıskanır mıyım ben kocaman abla oldum,hem bak biz sana ne getirdik? annen açsın,beraber oynayalım..
 



Heyyy...yaşasınn.. Nasıl oluyor Duru abla?ben şimdilik sadece tutabiliyorum bunu,sen geçirsene şu halkaları benim yerime..

Özgür anne elbette Yamandan daha çok sevinir bu hediyeye.ilk önce almayı düşündüğüm oyuncaklardan birisi..hatta geçen hafta ikea dan alacaktım..kalmamış,çok üzülmüştüm..karşımda görünce çok şaşırdım..çok güzel tesadüfler bunlar:))

Durucuk resimlerinden de tatlı,her haline bayıldım..

Hediye paketini bana uzatışına,yandaki pozuna,babasını''aşkım,bebeğim''diye diye sevip sarılmasına,uyumuna,hiç mızmızlık yapmayışına bayıldım..
ve ''doğru yoldayım'' ,''umarım benim oğluşumda böyle uyumlu ve huzurlu bir çocuk olur'' dedirtti bana Durucuğun tüm halleri..
Günün sonunda onun minik elinden pasta bile yedim,gıdısını da öptüm,kokladım birde..''çabuk''deyişini onun sesinden duydum..birlikte ''çabuk''dedik..

 Benim istediğim kadar eğlenemedi Durucuk parkta soğuk yüzünden ama çok yakıştı oraya..
harika pozlar verdi ama sallanamadı salıncaklarda.
 
Şimdi bu fotoğrafın altına yazı yazarken farkettim..fotoğraf olunca çok bildik bi an bu an..sanki ben şu an yazmıyorda okuyor gibi oldum..halbuki ben de oradaydım..O kadar tuhaf bir his,sanki ben duruyu doğumundan beri her halini biliyor gibiyim,ama kokusunu içime çekince anlıyorum o aslında bir ilk..hatta farkediyorum ki ben onları  bir çok tanıdıktan daha çok tanıyorum ama aslında yeni tanışıyorum..
Gül anneye gelince,hiç anlatmaya gerek yok,bakışlarla bile anlaşılıyor,bir sürü ortak nokta daha çıkıyor..
Bir şey daha farkediyorum ,bir sürü konu yarım kalmış.
ben çok mu konuştum acaba?
yok yok..ben doyamamışım ne sohbete,ne durucuğa..

4 Ocak 2010 Pazartesi

TEYZEmizi unutmadık...

Bugün 4.ocak.
Yani ''yaamaaaannnn....teyzemmm...''diye oğlumun peşinden ayrılmayan canım kardeşimin doğumgünü.
Tam 20 yıl önce bu saatlerde kucağımda sımsıkı bir kundaktaydı.kıpkırmızı dudakları vardı.
Kundağının içinde  çikolata bulunca çok şaşırmıştım.
Bu kadar heyecanla beklediğim birisini nasıl kıskanacaksam,olur da kardeşini kıskanırsa,sevinsin diye aile Büyüklerimizin bir şakasıymış bana yapılan.
Hiç gerek yoktu ki,zaten gelmişti benim çikolatam.
Ben de ona bir çikolata getirdim bu yıl,onun hayatına neşe getirecek minik yaman.

Unuttuk sandın ama unutmadık teyzemiz...bu yazımızdır sana,doğumgünü hediyemiz;


Teyzecim,
Doğmak gerçekten zor işmiş.Yani yaşamasaydım,bilemezdim tabii ama Yaşadım bende.. güzel de bir şeymiş doğrusu. Ben doğduğumda ilk seni gördüm,işte bu yüzden ben,''iyi ki doğdum'' diyebiliyorum.Bu fotoğrafta ne kadar heyecanlandığımı bakışlarımdan anlamışsındır herhalde..sıcacık nefesin,güzel tenin beni çok heyecanlandırdı..keşke teyzem olmasaydı diye bile geçirdim içimden..

ama sen bana bakma

iyi ki teyzemsin.

''iyi ki doğdun''

canım teyzem...

28 Aralık 2009 Pazartesi

bana kırmızı çok yakışıyor


Yeni yıl gelecek,benim tembel annem bi türlü benim kırmızı fotoğraflarımı koymuyor buraya..halbuki kırmızılarımı giydiğim o gün oya teyzemle yaptığım terapiyi hiç unutamıyorum..onun kucağındayken kendimi kocaman bir gökdelende gibi hissediyor ve çok heyecanlanıyorum,yükseklik başımı döndürüyor olsa gerek,hemen uyuyakalıyorum..





evimizdeki son günlerimizdi,marmaristeki sevdiğim kişilere gitmeden bol bol cilveler yapıp,sevdirmeliydim kendimi..böylece bir kaç ay beni unutmamalıydılar..ne kadar numaram varsa hepsini yaptım..kahkahalarla gülücükler saçtım etrafa..eee uykumu da almıştım en sevdiğim kucaklarda..ohh ne ala..


Üzerimdeki kıyafet benim en sevdiğim..çünkü üstünde hem annem,hem babamın adı var..yani beni anlatıyor..%50 anne,%50 baba..ama bu hollandacaymış..ee..hemde bir yanımda annem bir yanımda babam olunca değmeyin keyfime..hangisine bakıp güleceğimi karıştırdım..



Kırmızı konusunda artık herkes hemfikirdi..evet bu renk bana biraz yakışıyordu galiba..çünkü ne zaman bu rengi giysem bi sürü güzel kız etrafımı sarıyor,kızların biri geliyor,biri gidiyor adeta..ne yazık ki sadece gülümseyip,elimi kolumu oynatarak heyecanlandığımı anlatabiliyorum..oysa ki neler geçiyor aklımdan..anlatamam..ayıp olur:))




Bu kadar gülmek eğlenmek benim küçük bünyeme biraz fazla geliyor..anneminde sıcacık göğsüne yaslanınca,bir dakika bile dayanamıyorum,gözümü kapıyor,vazifemi yapıyorum...


ayyy..yok ben bu kucağa hiç dayanamıyorum..hemen uyuyasım geliyorr...hhmmmm....



Bugüne kadar yazmadım diye üzülüyordum ama şöyle bir bakınca aslında tam da yeniyıl konsepti olmuş farketmeden..bu yeniyıl haftasına uygun renkte bir yazı oldu..