Lilypie Fourth Birthday tickers
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2010 Cuma

''ded de'' demişken

Ben onun kimseyi böyle sevdiğine şahit olmadım..
beni bile..
haksızlık etmeyeyim,elbet sevmiştir de gösterememiştir bu kadar belki de..
hiç bir sabah uyandığımda sürpriz diye 13 saatlik yoldan ''hoppa''aniden gelişini bilmezdim mesela yamyam doğana dek..
hele ki 1 geceliğine sadece doğumgününe gelecek...
deseler bile inanmazdım..
inandırdı.
kimsenin fotoğrafını yanında taşımaz o..cool bi adamdır..babamdır..
şimdi her eve girişinde yeni fotoğraf yok mu?diye sorar olmuş..
Her şeye pek bir özenir olmuş,içi sevgi dolmuş..
geçenlerde de sevgisini bir koliye doldurmuş,torununa sunmuş...





Kendi bahçesinden özenle yetiştirdiği şeyleri yollamış bize halalarımla..kolinin içinden ampul kutusunda cherry domates çıkınca çok şaşırdım,hem de çok sevindim..taze çilek,böğürtlen,taze fındık..sabah sabah Yaman için harika bir ziyafet oldu..












''ded dde''cim süperdi..hepsini yedim..
ben her gördüğüm beyaz saçlı adama ded de diyorum biliyor musun?
buna ''özlemek''mi deniyor  henüz tam bilmiyorum ama ben seni her özlediğimde ''ded de''diyorum ve seni çok seviyorum.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

elde var ''1''














nasıl anlatsam,nerden başlasam?ipin ucu bir kere kaçınca toparlamak ne zormuş meğer..
son yazdığım günden bugüne neler neler değişti bir düşününce..
evimiz değişti her şeyden önce,işte bu çok zaman aldı..
sonra yamyamım hastalandı..
ama çabuk toparlandı..
derken bir baktık ki,aylardan temmuz olmuş,Yaman kocaman bir ''1'' olmuş!!!
ben bugün yarın derken bi baktım tam 10 gün olmuş..
doğumgünümüz düşündüğüm kadar planlı programlı olamadı,hiç istemediğim halde aceleye geldi,
ama plansız programsız yapılan bir çok şey gibi çok güzel geçti, tadı herkesin damağında kaldı..
anneannemiz yeni dönmüştü,onlar olmadan bir kutlama yapmak hiç içimden gelmiyordu,hazırlık yapmak istiyordum ama aklıma hiç bir şey gelmiyordu,derken babamızın ''teknede kutlayalım'' demesiyle bizi aldı bir telaş.. hemen hazırlıklara başladık..
önce davetiyemizi seçtik,bütün sevdiklerimize''ben bu dünyayı sizlerle sevdim,1.yaşıma hep birlikte girelim''yazdık onun dilinden..ki öyleydi..etrafında ki herkesi o kadar çok seviyor ki..eskaza bir ortamda onunla ilgilenmeyen birisi olsun,o kişinin vay haline..o küçücük bedeni ,kalınlaşmış çığlık atan sesi ve bütün mimikleriyle ''beni sev,beni sev''diye başının etini yiyiyor..hatta bazen kendimizi''şey,pardon bakarmısınız? bir laf atarmısın bizim oğlumuza? size sesleniyor'' derken buluyoruz..

Davetlilerimizin tekne sürprizinden haberleri yoktu,adres yazdık sadece..
Derken harika bir haber aldık,anneannemizle dedemiz dayanamadılar,geliyoruz diye aradılar..halbuki canım annem 1 hafta önce dönmüştü buradan..ama bu haber en güzel hediyeydi bizim için..hele dedemiz onca yolu sadece 1 gün için geldi,ama değdi,1. yaş bu kolay değil ki..
Artık herşey harika olmalıydı..

Bütün hazırlıkları bitirdik,sabah günümüz çok güzel başladı anneanne ve dedemizle evimiz şenlendi,harika bir kahvaltı sonrası ise bir telaş bir telaş,sanki akşam nişanı var..alışverişti,tekneyi süslemek falan derken bi baktık buluşma saatimiz geldi çattı..

 Papyonu ve arkadan bağlanmış minicik atkuyruğuyla o gece miniğim öyle karizmatikti ki..sevdiklerini böyle karşıladı..

Tüm yaşamına uğur getirsin hem de teknemize uysun diye uğurböceği oldu pastası,pastaya uysun diye uğurböceği oldu kendisi..
















Herkes çok şıktı..Yaman şaşkındı..
uyku saatinde bu telaşede neyin nesiydi??
Tam tekne hareket saatinde bando teknenin önüne gelip çalmaya başlamasın mı?bu da çok hoş bi ayrıntıydı.

 Kendi çocukluk fotoğraflarımda,bir sürü arkadaşımın evinde,hep en bildik en klasik bir fotoğraf..saniyenin yarısı kadar zamanda bakıp geçtiğimiz,meğer ne anlamlıymış,ne kadar özel bir anmış o an anne ve baba için..tüm o telaşede,saniyelik bir sürede içim pırpırken hep bunlar geçti kafamdan,aile olmak dedim demek ki 3 kişi bir mumu söndürmekmiş..bu fotoğraf meğer ne özel ne güzelmiş..

En güzel kısmıda hediyelermiş,ne yeni ciciler ne ciciler...


İyi ki katıldın aramıza canım bebeğim,geçen yıl bu zamanlar çekilen sıkıntıların hepsi uçup gitti,1 yıl ne de çabuk geldi geçti,ben daha doyamadım ki senin o mis yenidoğan kokuna.. o zamanlar ,parmağımdan küçük ayaklar büyüdü de dün tam 9 adım attı gözümün önünde,sen sevinç kahkahaları atarken yürüyorum diye,ben hep korktum düşeceksin diye..

Bahaneyle biz bir eğlendik ki sorma annem,iyi ki doğdun,iyi ki benim oğlum oldun.


25 Şubat 2010 Perşembe

omuzumdaki iki melekten..

omuzumdaki iki melekten...











biri anneannem,biri dedem...





















E..peki ya teyzem?..

23 Şubat 2010 Salı

rengarenga haftasonu..

o zor günler,yoran günler eskidendi geçti..
bu neşenin altında bu yazı ne arıyor dersen,

Bu keyifli kareleri cumartesi günü yakaladık.
Palyaço olduk biz oğluşumla.

Marmaristen dönerken Akhisar'da yemek yemeğe bayıldığımız  köfteci Ramiz'in İzmitte de bir şubesi açıldığını öğrenince cumartesi,hazır teyzemiz de yanımızdayken,hemen gittik ailecek.Poz Poz fotoğrafladı teyzemiz bizi..öyle kolay iş değil ama göründüğü gibi bu anı yakalamak zira Yaman'ın kafasından peruğu saniyede çıkarıp ağzına götürmesi an meselesi çünkü.O iyi çıkarsa ben yamuluyorum,baya bi uğraştan sonra bunlar çıktı ortaya.

Çok güldük,çok ağlayacağız lafına hayatta inanmam..
İnadına daha çok gülmek isterim,
ama bu karelerden sonra ''acaba?''dedim bak şimdi


Fakat çok keyifli geçen bugünün gecesi çok ama çok zor geçti,çünkü hastalık direğinden döndük ilk kez..
derecede 38.3 ü gördüğümde çok telaşlandım,meğer bu bile hafif ateşmiş.hafifi buysa,yükseğiyle hiç tanışmayalım.Bu bile deli etti miniğimi.Üst dişler ucunu gösterdi ama bir türlü gelemediler,onlar mı yaptı,bi ara oynarken cıbıl cıbıldık ondan mı oldu ne oldu bilmiyorum ama bildiğim tek şey,
tokat yemiş gibi oldum..
ben küçükken,öksürünce annem''öksürme bak,bakmam sana,dinlemiyorsun sözümü,şimdi hiç öksürme''derdi ,ben korkardım öksürmeye..o an anladım neden öyle dediğini çünkü nasıl bi suçluluk hissidir o hastalık hali bir anne için.ancak o a'nı yaşamak lazım.yok aman aman yaşanmasın,bilinmesin de.ama elde değil işte.
neyse,
işte böyle,
O zor günler,yoran günler eskidendi (allahtan çabuk) geçti..
Unutmadan,
O gün Sapanca'ya da gittik,
 
Richmond  Otelin SPA merkezini merak ediyordum,gitmişken bir uğrayalım dedik.
Bize buyrun dediler,Yaman'ım sınırı geçemedi,ambargo koydular:)14 yaşından küçüklerin otele girmesi yasakmış..ne yapalım?biz de taktık onu dedesine ,geçtik içeri.

Dedemiz hayalindeki evle bir fotoğraf istedi.


 


Otelde,spa da elbette bir harika..

sakinlik isteyenlere birebir tabii ama
''ben sakinliğe sakinlik demem,yaman yanımda olmayınca''

18 Şubat 2010 Perşembe

FIŞ FIŞ KAYIKÇI



Babamızın gelmesinden 1 hafta önce,sömestr tatilinde Yaman kuzeni Ecem'le tanıştı.Ecem,Baran'ın deyimiyle Ejem ablamız meğer çok marifetliymiş de,bizim gözümüzden kaçmış.


O günler tam da Yaman'ın 7.ayını doldurduğu ve tüm gelişiminin 3 gün içinde hızına yetişemediğim şekilde arttığı ve her dakika bizi şaşırttığı günlerdi(hiç bir şey değişmiş değil,her gün yeni bir şey katılıyor miniğimin küçük dünyasına).

Henüz tam anlamıyla emekleyemiyor,komando sürünmesiyle emekleme karışımı şeyler yapıyordu.Fotoğraftaki pozisyonda bir ileri bir geri yapıyordu.bazen 1 yada 2 kez ileri hamleler yapıyordu..O bu minik gelişimlerden bile çok keyifleniyor ve her değişik hamlesinde resmen başarıya bir adım daha yaklaştığını hissederken Ejem'in akrobatik halleri ''aman yarabbi,ben bunları nasıl yaparım,daha iki dizimin üzerinde bile durmayı yeni öğrendim,ben seninle nasıl başa çıkarım ''dedirtti kuzuma.Hep köprüleriyle o bize tersten bakarken,ilk kez birisi ona tersten baktı..o da buna bayıldı...
 
Ejem ablası ona bir kayık yaptı.Kimsenin kolay kolay yapamayacağı bir kayık hem de.. etten,canlı bir kayık..O kayığa oturdu Yaman..fış fış kayıkçı oldular,bu şekilde çok tatlıydılar


Canı nasıl kıymetliymiş meğer?nasıl öğrendin sıkı sıkı tutunmayı?düşmemek için yapışmış kalmış kayığının küreğine..bazı şeyleri o an değil,fotoğraflara bakarken anlıyor insan..bunu da öğrenmiş meğer..

Ocak ayının son günleriydi,ayaktayken annem kollarımın altından tutunca ,dizlerimi kırıp''zıp zıp''yapmayı keşfettim bir gün..Allahım ne güzel bi hismiş zıplamak..kocaman olduyorum bi anda..sonra hecelerle sesler çıkarıyorum..''bıh,cıh,dıh,hıh''diyorum..ne demek olduğunu bilmiyorum ama çevremdekiler nasıl yapıyorsa bende öyle taklit ediyorum..annem bu sesleri yapıp,beni taklit edince de çok hoşuma gidiyor,katılıyorum gülmekten..




 Bu arada laf aramızda ben artık sepette falan değil ayan beyan oturuyorum işte böyle..anneme oturamama numarası yapıyordum..sevmiyorum kardeşim kıçımın üstüne oturmayı..kurtlarım batıyor..ama şimdi öğrendi ya oturduğumu,hemen oturtuveriyor beni..bende oturacak göz var mı yaaa??annem yani sen de..


o-ovv..hadi gel buluşalım eski köprünün altında..
bu benim emekleme çalışmalarımın ilk aşaması olan köprüden değil mi??
ama emeklemeye başlayınca yapamaz oldum artık??ecem abla nasıl yapıyor?kocaman..ben de istiyorumm..hemen büyüyüp bu köprüden kurmak istiyorum..

 Anne,bu da kim??hmm..kalbi çelinecek bir kurban daha..tam da benim hayran kitleme yakın bir tarzı var..en can alıcı bakışımla bakmalıyım..Seda mı dedin?bunun Sena olanını çoktan tavladım bile..ama galiba ava çıkarken avlanan ben olacağım..anne bu teyze bana çok tatlı bakıyor ama..

Size bağımlılık yaptığım söylenmemiş miydi?
Bir daha ki sefere misafirlerimizi bu konuda uyar anne olur mu?



Bu kadar akrobasiden sonra biraz sakinlik gerek..Ecemin gözlerinde bulduğum sakinliği kimselere değişmem..hem de köprülerimin kime çektiği anlaşıldı.merhaba ecem..ben yaman.
 
 

11 Şubat 2010 Perşembe

babamız yanımızdayken-2

Geçen hafta Babamız geldi yine ziyaretimize,O yanımızdayken her dakikamızı onunla geçirmek istediğimiz için herşeyi atıveriyorum bi kenara..sonra da anlatılacaklar birikiyor yine uzun uzun..

Babasını sabahın köründe, en keyifli anında karşısında gören Yaman efendi sevinçten çılgına döndü.
Biz ''acaba tanıyacakmı''turlarındayken O tanımak ne kelime bütün cilvelerini,en harika gülümsemelerini yine ona yaptı..hatta ve hatta tüm bebeklerin annelerinin kucaklarından indiklerinde verdiği tepkiyi baba kucağından inince yapıyor bizimkisi..babası kucağından bırakır bırakmaz bir afra,bir tavır,ağlamak zırlamak..aynı tavırları Tahir Amcamıza da yaptığından tam olarak ''baba''diye tanıyıp tanımadığından tam emin değilim.Elbette bunu kıskançlıktan ötürü de yapıyor olabilirim.Ama öyle ya da böyle Yaman babasıyla çok keyifli,onun kucağında hep çok mutlu,daha sakin,huzurlu..kıskançlıktan ölsemde sanırım bu aynı Fındık olayı gibi olcak..Kocamın hayvanlar ve çocuklar üzerindeki dayanılmaz cazibesiyle yarışamayacağım ve onları hep hayranlık ve sonsuz bir keyifle izleyeceğim..



İzlemek deyince, o buradayken harika anlaşmaları benimde çok işime yaradı.Sevgili babamız vizyona girer girmez bensiz Avatar'a gitmişti.Yaman beye alışveriş merkezinde 3 saate yakın bakmak suretiyle benimde bu keyfi yaşamamı sağladı.













Ben bir türlü fırsat bulamamıştım.Hemde İzmitte 3 boyutlu izlenebileceğini sanmıyordum.Meğerse Özdilek alışveriş merkezinde varmış.Denk geldi ,resmen sülalecek gittik.Film başlamadan öncede gözlüklerimizle çok eğlendik.


 Filmin sonunda ise gözyaşlarımızı yine onlarla sakladık:)elbette ağlamadık tamamen şaka.Benim bu kadar olmayacak şeyler türünden filmlerden nefret etme huyum nedeniyle (yüzüklerin efendisi ve matrixi bile izlemedim sırf bu yüzden) tabii ki çok duygulu anlar yaşamadım ama ağlayanlar olduğunu duydum ve çok şaşırdım buna rağmen filmde yerlilerin doğayla olan uyumuna ve bu yönde verilen mesajlara bayıldığımı itiraf etmeliyim
Gelelim başladığımız noktaya...şimdi şu görüntüyü ben kıskanmayayım da kim kıskansın??
Baba aşığı Yaman babasının yanında olsunda,naıl olursa olsun umru değil..sen misin babaya böyle özel muamele yapan bende sen uyurken bıraktım seni anneannene,aldım babanı götürdüm eğlenceye:)
çatlada patla..
3 gün erken kutladık evlilik yıldönümümüzü çünkü babanın dönüş günü gelip çatmıştı bile.Uzun zaman olmuştu canlı müzik eşliğinde eğlenmeyeli..çok keyifliydi ama gecenin ilerleyen saatlerinde biz yine senin telefondaki fotoğraflarına bakarken bulduk kendimizi..
ve anladık ki biz asla  iki değiliz artık..

19 Ocak 2010 Salı

iyi ki varsın sevgili günlüğüm ve GÜLcüğüm


''İyi ki varsın be günlük..
ne güzel şeyler oluyor sayende..
senin sayende harika insanları,
hiç tanımadıklarımı ,sanki hep varlarmış gibi hissediyor,
ama ilk kez tanışıyorum..
bir de üstüne çok mutlu oluyorum
çünkü hiç hayal kırıklığına uğramıyorum..''gibi şeyler yazmayı planlıyordum bu yazım  için..
hatta ''yazıları hep içimizden kendi sesimizle okuduğumuz için, telefonda bir an Gül'ün sesini duyunca o an farkettim aslında daha önce hiç tanışmadığım birisiyle görüşeceğimi''gibi bir cümle de yazacaktım.

Blog yazmanın bir diğer avantajını, şu sıralar uzakta olan babamıza herşeyi telefonla anlatmaktansa,onun bizi buradan takip etmesinin rahatlığını da söyleyecektim..

ama ne oldu??
Gül anne yine benden önce yapmış yapacağını..hemde tam benim yazmak istediğim gibi..

evet,ikinci maddenin avantajı gerçekleşti,bugün babamızla konuşurken,''dün anlaşılan çok güzel geçmiş,gördüm fotoğraflarınızı demez mi?''anlayamadım önce.daha yazamamıştım ki..meğer benim sayfamı okurken orada gül'ün sayfasına tıklayıp,konuyu da okumuş,resimlere de bakmış..her şey harika ama şikayetçiyim ben bu Gül'den.
kafamdaki  şeyleri önce o yapıyor,sonra ben taklitçi gibi oluyorum:))
anlattığı herşeye ''aynen''demekten yoruluyorum:))
ve dünü düşündükçe ben onları ve bu blog işini çooook seviyorum:))

o zaman ne yapalım madem anlatacaklarımız anlatılmış,biz de Yaman'ın dilinden anlatalım..















Annecim mama sandalyemde oturan bu fıstık kim?benden biraz büyük galiba ama sizin kadar kocaman değil,sanırım bana benzeyen biri,yemeğini buradan yediğine göre?yoksa yakın zamanlarda o da benim gibi miydi?söylesene ona biraz yakınıma gelsin,dokunayım,çok merak ettim..










Hmm..yakından bakınca daha tatlıymış..bak bunların hepsini ben ağzıma sokuyorum,sende sokabilirsin tatlı abla..şu top mesela,ben en çok onu seviyorum,peşinden emeklemek zevkli oluyor,bak benim parmaklarımın hepsi ağzımda..hmm..hepsi birbirinden tatlı..hatta mümkünse ben seni de ağzıma götürsem??



















ya da göğsüne yaslansam?sen beni sevsen?hatta şuracıkta uyusam kalsam,bana kimse dokunmasa....

Bu tatlı teyzede senin annen heralde Duru abla..kucağı pek de rahatmış..ben çok sevdim burayı sen sakın kıskanma emi..
Duru: hiç kıskanır mıyım ben kocaman abla oldum,hem bak biz sana ne getirdik? annen açsın,beraber oynayalım..
 



Heyyy...yaşasınn.. Nasıl oluyor Duru abla?ben şimdilik sadece tutabiliyorum bunu,sen geçirsene şu halkaları benim yerime..

Özgür anne elbette Yamandan daha çok sevinir bu hediyeye.ilk önce almayı düşündüğüm oyuncaklardan birisi..hatta geçen hafta ikea dan alacaktım..kalmamış,çok üzülmüştüm..karşımda görünce çok şaşırdım..çok güzel tesadüfler bunlar:))

Durucuk resimlerinden de tatlı,her haline bayıldım..

Hediye paketini bana uzatışına,yandaki pozuna,babasını''aşkım,bebeğim''diye diye sevip sarılmasına,uyumuna,hiç mızmızlık yapmayışına bayıldım..
ve ''doğru yoldayım'' ,''umarım benim oğluşumda böyle uyumlu ve huzurlu bir çocuk olur'' dedirtti bana Durucuğun tüm halleri..
Günün sonunda onun minik elinden pasta bile yedim,gıdısını da öptüm,kokladım birde..''çabuk''deyişini onun sesinden duydum..birlikte ''çabuk''dedik..

 Benim istediğim kadar eğlenemedi Durucuk parkta soğuk yüzünden ama çok yakıştı oraya..
harika pozlar verdi ama sallanamadı salıncaklarda.
 
Şimdi bu fotoğrafın altına yazı yazarken farkettim..fotoğraf olunca çok bildik bi an bu an..sanki ben şu an yazmıyorda okuyor gibi oldum..halbuki ben de oradaydım..O kadar tuhaf bir his,sanki ben duruyu doğumundan beri her halini biliyor gibiyim,ama kokusunu içime çekince anlıyorum o aslında bir ilk..hatta farkediyorum ki ben onları  bir çok tanıdıktan daha çok tanıyorum ama aslında yeni tanışıyorum..
Gül anneye gelince,hiç anlatmaya gerek yok,bakışlarla bile anlaşılıyor,bir sürü ortak nokta daha çıkıyor..
Bir şey daha farkediyorum ,bir sürü konu yarım kalmış.
ben çok mu konuştum acaba?
yok yok..ben doyamamışım ne sohbete,ne durucuğa..