Lilypie Fourth Birthday tickers
yaman'ın ilkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaman'ın ilkleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2010 Cuma

''ded de'' demişken

Ben onun kimseyi böyle sevdiğine şahit olmadım..
beni bile..
haksızlık etmeyeyim,elbet sevmiştir de gösterememiştir bu kadar belki de..
hiç bir sabah uyandığımda sürpriz diye 13 saatlik yoldan ''hoppa''aniden gelişini bilmezdim mesela yamyam doğana dek..
hele ki 1 geceliğine sadece doğumgününe gelecek...
deseler bile inanmazdım..
inandırdı.
kimsenin fotoğrafını yanında taşımaz o..cool bi adamdır..babamdır..
şimdi her eve girişinde yeni fotoğraf yok mu?diye sorar olmuş..
Her şeye pek bir özenir olmuş,içi sevgi dolmuş..
geçenlerde de sevgisini bir koliye doldurmuş,torununa sunmuş...





Kendi bahçesinden özenle yetiştirdiği şeyleri yollamış bize halalarımla..kolinin içinden ampul kutusunda cherry domates çıkınca çok şaşırdım,hem de çok sevindim..taze çilek,böğürtlen,taze fındık..sabah sabah Yaman için harika bir ziyafet oldu..












''ded dde''cim süperdi..hepsini yedim..
ben her gördüğüm beyaz saçlı adama ded de diyorum biliyor musun?
buna ''özlemek''mi deniyor  henüz tam bilmiyorum ama ben seni her özlediğimde ''ded de''diyorum ve seni çok seviyorum.

5 Ağustos 2010 Perşembe

beto n'apıyo?

Yaman burada ne yapıyor?
Havlıyor.
Kime?
Komşu köpeğe..Yeni mahallemizde varlığımıza henüz alışamayan komşu köpek ona''sende kimsin?ne işin var burada?''anlamında havladıkça,''artislik yapma oğlum,ben kaç aydır biliyorum sizin dilinizi haberin var mı diyor?''
Konuşma fazla,geç evine ..

                              
Herşey yaklaşık 2 ay önce bu soruyla başladı aslında..Evren ablası ona ''beto n'apıyo oğlum ?deyince ''uhh''diyordu,ben ilk günler tesadüf sanıyor,evreni taklit ediyor o an duyduğu için yapabiliyor sanıyordum  sonra sonra sordukça,dudaklarını uzatarak,gözlerini hafifçe kısarak(bknz.ilk foto), kendini çok önemli bir şey yapacakmış edasıyla hazırlanıp bi süre o uzamış dudaklarla öylece kalıp sonrada ''uuhhh''demesiyle yok dedim bu tesadüf olamaz artık.

Betoyu yani nam-ı diğer eski mahallemizin sadık bekçisi tanıdığım en akıllı köpek Bethovenı taklit ediyordu ve ilk anlamlı?!! kelimesinin bu olacağı hiç aklıma gelmezdi..O kadar hayvansever bir mahallede,onca hayvanın içinde aslında bu sonuç çok da şaşırtıcı olmamalıydı..herşeyden önce havlamayı öğrendi garibim.Abarttığım düşünülmesin,çünkü o ilk öğrendiği günler tamamen uykuya daldığı anlarda bile köpek havlamalarını duyar duymaz gözleri kapalı halde kafasını kaldırıp dudakları uzatıp kalan son enerjisiyle bir ''uhhhh''patlatıp öyle koyuyordu kafasını tekrar yastığa,sanki o an o köpeklere katılmasa köpekler küsecek..


Eskilerden bu fotoyu bulabildim,fındık abimizde var,Beto sağdaki arkadaş,ortadakide Ateş.Geçen yıl eski mahallemizi coşturan üçlü. O zamanlar Hamile halimle fındıkla ateşin peşinden az koşmamıştım.Belki taaa..o zamanlardan alışkındı bu seslere kim bilir..
Yeni Mahallemize  ilk taşındığımız günlerde ise yepyeni bir sesle tanıştı..''üürürüüüüüü'' karşımızda tam bir köy evi var,Ali Babanın çiftliğindeki bir çok şey orada da var.horozda var.İlk duyduğunda çok ama çok şaşırdı..tam da havlamayı öğrenmiştim,bu nereden çıktı şimdi der gibi durdu ,bekledi,ne yaptı oğlum horoz dedik..
Kısıtlı repartuarındaki seslerden en çok öksürüğe benzettiği için kısık bir sesle ,öksürür gibi gırtlaktan hırhürüüüüü...gibi bi şey yaparak hepimizi çok güldürdü.
Biz böyle aa..taklit ediyor diye gülerken bir de ne farkedelim,O kuş görünce,horozun sesini çıkarmaya başladı,fındığın resmini görünce ise''uhhh''yapmaya...işte böyle bir gün hiç farketmeden kuş'a kuş deyiverecek köpeğe de köpek belki ama temelleri bugünlerden nasıl atılıyor,nasıl bir heyecan yaşatıyor insana.
ikinci kez dünyayı tekrar keşfetmek bu.
herşeyi bir kez daha çok ama çok sevmek.
Sevmek demişken,hazır konuda  hayvanlarken,geçen hafta misafirlikte yerde bir kafes gördü,içinded de kuş..tamda kendi boyu kadar,ayakta kafesle oynarken birden başladı ağlamaya..Hiç anlam veremedik ne olduğuna,meğer sen daya göbeğini kafese,kuşta göbişinden ısırıvermiş 2 tane..o ağlıyor ben gülüyorum,ben güldükçe o sinir oluyor ..ama yine de korkmadı kuşlardan,hatta geçen gün Evren ablası yazmam için çok ısrar etti..Son zamanlarda balkonda kahvaltı yaparlarken kuşlar geçince Evren hep kuşlara da mama verelim oğlum diyormuş..
Geçen gün yine kahvaltı ederlerken kuş geçmiş, o da ucundan tuttuğu çatalı kuşa doğru tutup''mamma''demiş..
Evren delirmiş..
Hiç kin tutmaz benim minnoşum..Sever hayvanları anası kılıklı.


Son zamanlarda yürümeyle çok uğraştığı için bu tip sorularımızı pek cevaplamaz olmuştu..meğer o doğrusunu öğrenmiş,bu fotoğraf çekilirken anladım..artık''uhh''demiyor baya ''huv,hav''yapıyor,Beto belki buralarda yok ama bizim evde hergün lafı var..iyiki de var..

N'apıyo oğlum Beto??

12 Temmuz 2010 Pazartesi

elde var ''1''














nasıl anlatsam,nerden başlasam?ipin ucu bir kere kaçınca toparlamak ne zormuş meğer..
son yazdığım günden bugüne neler neler değişti bir düşününce..
evimiz değişti her şeyden önce,işte bu çok zaman aldı..
sonra yamyamım hastalandı..
ama çabuk toparlandı..
derken bir baktık ki,aylardan temmuz olmuş,Yaman kocaman bir ''1'' olmuş!!!
ben bugün yarın derken bi baktım tam 10 gün olmuş..
doğumgünümüz düşündüğüm kadar planlı programlı olamadı,hiç istemediğim halde aceleye geldi,
ama plansız programsız yapılan bir çok şey gibi çok güzel geçti, tadı herkesin damağında kaldı..
anneannemiz yeni dönmüştü,onlar olmadan bir kutlama yapmak hiç içimden gelmiyordu,hazırlık yapmak istiyordum ama aklıma hiç bir şey gelmiyordu,derken babamızın ''teknede kutlayalım'' demesiyle bizi aldı bir telaş.. hemen hazırlıklara başladık..
önce davetiyemizi seçtik,bütün sevdiklerimize''ben bu dünyayı sizlerle sevdim,1.yaşıma hep birlikte girelim''yazdık onun dilinden..ki öyleydi..etrafında ki herkesi o kadar çok seviyor ki..eskaza bir ortamda onunla ilgilenmeyen birisi olsun,o kişinin vay haline..o küçücük bedeni ,kalınlaşmış çığlık atan sesi ve bütün mimikleriyle ''beni sev,beni sev''diye başının etini yiyiyor..hatta bazen kendimizi''şey,pardon bakarmısınız? bir laf atarmısın bizim oğlumuza? size sesleniyor'' derken buluyoruz..

Davetlilerimizin tekne sürprizinden haberleri yoktu,adres yazdık sadece..
Derken harika bir haber aldık,anneannemizle dedemiz dayanamadılar,geliyoruz diye aradılar..halbuki canım annem 1 hafta önce dönmüştü buradan..ama bu haber en güzel hediyeydi bizim için..hele dedemiz onca yolu sadece 1 gün için geldi,ama değdi,1. yaş bu kolay değil ki..
Artık herşey harika olmalıydı..

Bütün hazırlıkları bitirdik,sabah günümüz çok güzel başladı anneanne ve dedemizle evimiz şenlendi,harika bir kahvaltı sonrası ise bir telaş bir telaş,sanki akşam nişanı var..alışverişti,tekneyi süslemek falan derken bi baktık buluşma saatimiz geldi çattı..

 Papyonu ve arkadan bağlanmış minicik atkuyruğuyla o gece miniğim öyle karizmatikti ki..sevdiklerini böyle karşıladı..

Tüm yaşamına uğur getirsin hem de teknemize uysun diye uğurböceği oldu pastası,pastaya uysun diye uğurböceği oldu kendisi..
















Herkes çok şıktı..Yaman şaşkındı..
uyku saatinde bu telaşede neyin nesiydi??
Tam tekne hareket saatinde bando teknenin önüne gelip çalmaya başlamasın mı?bu da çok hoş bi ayrıntıydı.

 Kendi çocukluk fotoğraflarımda,bir sürü arkadaşımın evinde,hep en bildik en klasik bir fotoğraf..saniyenin yarısı kadar zamanda bakıp geçtiğimiz,meğer ne anlamlıymış,ne kadar özel bir anmış o an anne ve baba için..tüm o telaşede,saniyelik bir sürede içim pırpırken hep bunlar geçti kafamdan,aile olmak dedim demek ki 3 kişi bir mumu söndürmekmiş..bu fotoğraf meğer ne özel ne güzelmiş..

En güzel kısmıda hediyelermiş,ne yeni ciciler ne ciciler...


İyi ki katıldın aramıza canım bebeğim,geçen yıl bu zamanlar çekilen sıkıntıların hepsi uçup gitti,1 yıl ne de çabuk geldi geçti,ben daha doyamadım ki senin o mis yenidoğan kokuna.. o zamanlar ,parmağımdan küçük ayaklar büyüdü de dün tam 9 adım attı gözümün önünde,sen sevinç kahkahaları atarken yürüyorum diye,ben hep korktum düşeceksin diye..

Bahaneyle biz bir eğlendik ki sorma annem,iyi ki doğdun,iyi ki benim oğlum oldun.


10 Haziran 2010 Perşembe

Bizim SPA nın sıpası..

Büyüyüp köpük masajı yapacak mısın acaba bana bir gün??Hemen yapacak gibi bir halin var oysa..

Çalışmak ne de keyifliymiş meğer  o günlerde...halbuki bana ne zor geliyordu..
Bir müşteriyle konuşurken göz ucuyla bir yandan onu kesmek,tam bir satışın  ortasında ağlamasını duyup,yanına gidememek...
Her yeri karıştırıp ellemesi,etraftaki dekorları yemeye kalkması,yürüyüş bandında emeklemeye çalışması,müşterilerin ayak banyosunda cıbı cıbı yapmaya kalkıp hatta bununla yetinmeyip içindeki çiçekleri tatmak istemesi ,hemencecik ne çabuk eskiyiverdi...
Mayıs ayında  Evren yanımızda değildi,o sıra bir çalışanımızın annesi onunla ilgilendi,ama mayıs sonu,haziran başı çoğunlukla Yaman işyerimizdeydi..






Kirli sepetinden çıkıp ''cee ee''oynayışımız..
Tekerlekli çamaşır sepetinde giderken ki sevinç çığlıkları şimdi sanki kulağıma geldi..

Zordu evet  belki ama Güzel günlerdi...

15 Mayıs 2010 Cumartesi

yamanlıktan yamyamlığa...

Yamanlıktan yamyamlığa uzanan bir yolculuktayız sanki..
Benim düzeni şaşmayan,her şeyi saatli,kendi yatağında pışpışla çok düzgün saatlerde uyuyan,mızmızlığında emzikle sakinleşen oğlum nerde bilmiyorum?

Günler böyle yarım yamalak,başlanan hiç bir iş bitmeden,havada havada,bulutların üstünde,çoook mutlu ama ayaklarımı yere basamadan,hiç bir işimi sonuçlandıramadan geçip gidiyor.Ne oluyor,nasıl oluyorda gün bitip saat 12 oluyor hiç anlamıyorum.


Daha sabah kalkarken en çıldırtıcı,en çapkın bakışıyla gözümün en derinine bakıp bir çılgın kahkaha patlatıp,aaa-aaahhh,aaa-aaahh seramonisine başlıyor...

Sonrasında,ben onun gözünde mememiyim mamamıyım annemiyim kararsız kaldığından olsa gerek,üçünün birleşimi bi ortaya karışık yapıp ''memmmamanneenanee''nidalarıyla peşimde arkasına motor takılmış vaziyette koşar emekler arası bir şeyler yapıp,saniyede kucağıma tırmanıyor,''ne yapıyoruz bugün ?''diyor gözleriyle..''evde zaptetmeye çalışmayacaksın herhalde beni?''

Bu yaz harika geçeceğe benziyor çünkü Baran abimiz ve ailesiyle birlikteyiz  bu yaz.Tatilden arta kalan vakitlerde ,fırsat bulabilirlerse,çalışmaya çalışacaklar ailecek:)İlk günlerinde birlikteydik,Yamanın  ilk yamyamlık belirtileri çook önce başlamıştı ama o gün ağzında dolandırdığı siyah şeyin zeytin olduğunu düşünüp,kim verdi zeytini bu çocuğa diye söylenirken,o şeyin zeytin değilde,böcek olduğunu farkettiğimde,artık karşımdaki yaman değil,yamyamdı.
Bu son haraketle terfimiz tamamlandı..
Tam da kendisine yakışan bir de arkadaş buldu..Arkadaş demişken,Fındıkla tanıştı tekrar,hem de öyle bir saldırdı ki,bu sefer Fındık yavrum  kaçacak yer aradı.Gelin olacak bir kızımız varmış Fındığa,onun için gittik ama yüz vermedi oğlumuz..beğenmedik kızı..

Hazır çocuk Yamyamlığa bulaşmışken dedik bizim ünlü spesiyalimiz Antakya dönerinde bir tadına baksın ucundan,ama o döneriyle değil Lavaşıyla daha çok ilgilendi..İşte yamyamımın ilk antakya dürüm macerası,elbette ona özel,sossuz sadece tavuk kısmından ibaret olanından.

Dedim ya o evde zaptedilmez olunca,benimde böyle bir bahanem olunca,her günümüz sokaklarda,dışarılarda..
Çok spontane gelişen bir havuz sefamız bile oldu...havuzun orada oynuyordu,üstü başı ıslandı,bir de öyle tatlı emekliyorki havuza doğru,küçük karetta karettalar ışığa doğru hızla nasıl gidiyorlarsa aynen öyle..
nereye koyarsak koyalım,o yönünü buluyor, bir sevinç hızla havuza doğru emekliyor,onun o ''emek''lemesine,emeğine  kıyamadım,attık gitti..
Suyla oynarken,
kendini kaybedişini seyrederken, ben kendimi kaybediyorum,tekrar çocuk oluyorum.

Bugün ise harika bir gündü..Yamyamımın bükannesi,dayıdedesi burada askeri kamptaydılar,gidememiştik bir türlü..Bir niyet gittik ama her nizamiye kapısında, sorgu sual,hah tam oldu gireceğiz derken yine bir sıkıntı derken,en sonunda babamızın uzun saçı ve sakalı sebebiyle içeri alınmaması bizim tüm günü orada geçirmemize neden oldu,acaba iyi mi oldu?


Her gidişimde kıskanıyorum şu askeriyeleri..yine öyle oldum,herşey düşünülmüş,çocuklar için bir  harika,çimenlerde emeklemek mi dersin,trambolinde zıplamak mı dersin,bowling mi dersin,her tür spor aktivitesi,barlar,diskolar...var da var...ee tabii bi sıkıcılıkta var ama olsun...büyüyünce komutan ol kocacım dedim,Hayır olmaz,ben oradan kaçtım delimisin sen dedi.Bize de bir günlük keyfini sürmek kaldı..



Bu şeyin ev tipi olmalı..düştü derdi yok,kafasını gözünü yardı derdi yok,istediği gibi tutunup ayağa kalkıyor,düşse bile zıplıyor..yok yok ben yapıp piyasaya sürücem..ev tipi trambolin oyun parkı.harika.

9 Mayıs 2010 Pazar

dut yemiş bülbül


Resmi olarak ilk anneler günümdü bugün.Aslında  onu ilk gördüğüm gündü anneler günü benim için,en güzel hediye ta kendisiydi zira.
Sonra beni eliyle omzuma pıtı pıtı yaparak kendince sevdiği andı anneler günü,
Kollarını uzatıp bana,al beni kucağına bakışı yaptığı ilk gündü,
Bugün ise sıradan ama kutlama için bahane arayan bana göre fevkalade bir gündü.
Anne olduğumu ve bugünün benim için artık farklı bir anlamı olduğunu ise sabah Seda ablamın bu düşünceli,incecik yazısını okuduktan sonra farkettimve bunu ilk hediyem kabul ettim.
 

Özgür'cüğüm ilk anneler gününün hazzını yarın yaşayacaksın canım.Bedeline paha biçilmez elbet ama ilk "anne" kelimesini duyduğun an, asıl ilk anneler günün olacak ve sen o mutlulukla bloğunda kimbilir duygularını hangi güzel ifadelerle dile getireceksin ve ben yine ağlayarak okuyacağım:))) Deli kız, sen de anne oldun hem de çok bilinçli ve her anın tadını çıkaran bir anne.Halamdan aldığın ışıkla, Yaman'ın " mutlu yakışıklı" ifadesi hiç değişmeyecek inşaallah.Anne-oğul, her gününüzü doyasıya yaşamanız dileğiyle canım.ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN:))

O kadar hoşuma gitti ki,hemen Bugün bana anne dese gibi geldi,gerçi o kadar ona yakın şeyler söylüyorki şu sıra..nanneyle anne arası bi şeyler çıkıyor o dudaklardan.
ama en çok ''babababaabbaaababaa''anlamsız tabi ama ilk kelimemiz bu olacağa benzer.

Bunun yanında,o kadar sevindim ki bir kez daha bu yazıları yazdığıma,eski dostlarım,sevdiğim arkadaşlarım,arayıp arayıp,anneler günün kutlu olsun özgür anne dedikçe.

Bu mutlulukla ben içimde kelebekler uçuşuyor tabii..
anneler günü ben de çiçeği burnunda anne,gazıda almışım sabah sabah,dalından taze dut koparıp yedireceğim oğluşa..iyi güzelde,en güzeli en arkada,dur şuna da uzanayım,ay şu dalı tutayım derken öyle bir sarkmışım ki balkondan,az kalsın gidiyordum aşağı..güldüm sonra kendime.
Ne güzel dedim yine,balkondan uzan dut ye,ön balkona gel yenidünya ye,Yaman bayılıyor bu duruma onun bayılmasına ben mest oluyorum zaten.İşte bu da 2.anneler günü hediyemdi,çocuktan sonra küçücük şeylere daha da bi mutlu oluyor,neşe doluyor insan.


   Sapını samanını her yerini yedi attı,benim elimden yemek kesmedi,tabağı falan çekti önüne.


Baktım henüz çiçek falan veren yok,bari dedim çiçekli terliklerim olsun..Üçüncü hediyemi  kendim kendime aldım.


Bu da akşam,homur homur homurdanırken,kapıyı açıp bulduğum,üzerinde bizi yalnız bırakıp maça giden babasına kızmamam için Yamanın ağzından yazılmış bir not eşliğinde aldığım son ve beni en çok güldüren hediyem.

Günahını almışım adamcağızımın...

23 Nisan 2010 Cuma

marmariste bahar pek yaman..

Bu bahar marmariste pek yaman geçeceğe benziyor..
Savulun civcivler,kazlar,ördekler,
dikkat edin ezilmeyin çimenler,böcekler,çiçekler
Yaman sizi keşfe çıkıyor...
Ham yapmaya geliyor..

Buralarda pek bir özlenmişiz..
Eve gelir gelmez bu manzarayla karşılaşmak pek keyifliydi de kapı bi türlü açılmıyordu.
Meğer babamız bizi karşılamaya çıkmış ama nasıl olduysa bizi kaçırmış..kapıda ufak bir bekleyişten sonra evimize girebildik.
Yolculuğumuz iyi geçti çünkü dedemiz bizi arabayla evimize kadar getirdi,ananemiz ve evren ablamızda olduğu için,hiç sıkılmadan geldik ama eve yerleşme telaşesi beni çileden çıkardı yine.

Nereyi açsam eşya,tam yerleşti derken çıkan yeni bir döküntü.
Herşeyi atıveresim geliyor bazen.

Yamanın aramıza katılmasıyla eve sığamaz olduk.Babası bi de dayanamamış oğluna böyle güzel bir at almış,aktivite masası,mama sandalyasi,oyuncak sepeti,yürüteç dörtlüsüne bir de sevgili atımız eklenince evde adım atacak yer kalmadı.Uzun lafın kısası her yıl yaşanan sezon başı sendromunu yine yaşadım,otellerin hazırlığı,evin hazırlığı derken bir hafta nasıl geçti de ananemizin dönüş günü geldi çattı anlamadım.

11 aydır sürekli beraberdik annemle bu zor ama bir o kadar zevkli günlerde.Artık yola onsuz devam etmek gerekiyordu..bizde son günlerimizde yapabildiğimiz kadar keyif yaptık..
Hemen kahvaltı mekanımıza gittik,Çınar'da kahvaltı en çok özlediğimiz şeydi..Yamanla daha önce gitmiştik ama bu sfer her şey çok farklı,çünkü artık keşfediyor miniğim..O da keyif alıyor..
O kadar ki sevdiği şeyleri hemen ağzına atası geliyor..babasının tamamen masumca bir düşünceyle tanıştırdığı civciv kardeşe yaptığı muamele,civcivin zavallı annesini çileden çıkardı.
Yaman annesinin gözleri önünde minik civcivi elleriyle kavrayıp,ağzına atmaya kalkışınca 
zavallı anne yavrusunu ölecek sandı.
Bizde hemen civcivin hayatını kurtardık,ailesine teslim ettik.


 
Ne garip,annelik herkes için aynı bir noktada..Civciv bağırdıkça o tavuğun boynunu uzatabileceği son noktaya kadar uzatıp onu görebilmek için verdiği çaba gözümün önünden gitmiyor.Gördüğü andaki rahatlaması,minik civcivin aralarına katılmasıyla normale dönen hayat..Bazen civciv alırlar ya aileler çocukları sevinsin diye..düşünürler mi acaba?nasıl üzülüp arıyordur yavrusunu o tavuk bile..

Sahilde yürüyüşlere çıktık,çimenlerde emekledi bir yakışıklı..Çimene ilk dokunduğunda hiç sevmedi,ayaklarıyla elleriyle ittirdi,sonradan bir tutam kopardı,ağzına atmaya kalktı,sonra yavaş yavaş bir zarar gelmeyeceğini anlayınca keyfini sürmeye başlamıştı bile,ama ara ara yolup avucunun içinde kalanlara şaşkın bakışı çok tatlıydı.



O da hissetti sanki doğanın verdiği özgürlük hissini..
bir oraya bir buraya sınırsız,engelsiz emeklemek çok zevkliydi anlaşılan..
Özgürlük hissi demişken,bir şey daha vardı bunu yaşatan..
hem de her yaşta..
onu da pek bi sevdi minik oğlan.
 Keyif adamı oldu çıktı kısacası şuncacık zamanda..
Keyif keyif kapalı çarşı tutuda atıldı babamızla kapalı çarşıda..


 Bir keyif daha var her gün yapılan,herkesede nasip olmayan..balkonumuzda arkada görünen ağaçtan yenidünya topluyoruz,dalından erik yiyoruz..biz bunu her bahar yapıyoruz:)Evren ablasıyla balkon sefasında,en büyük keyfi paşamın,eriklerini yemek,rüzgar gülünü tıngırtısı eşliğinde..Bayılıyoruz onları yerken rüzgar gülüyle tangırdamaya.

En baba keyif en sonda..bizden önce sezonu açtı su kuşum.
Hem babasıyla,hem havuzda..
Çıkışta bana kalan öpücük keyfi..ısıra ısıra öptüm her yerini,kıskananlar çatlasın.


     Uzun lafın kısası,bahar geldi,çiçek açtı arılar hep çalıştı..arı,
                                      vız vız vız
                                            arı
                             arı vız vız vız diye çalışır,

 Yaman bahara,annesi ONA ve onunla geçen her güne bayılır..