15 Mayıs 2010 Cumartesi

yamanlıktan yamyamlığa...

Yamanlıktan yamyamlığa uzanan bir yolculuktayız sanki..
Benim düzeni şaşmayan,her şeyi saatli,kendi yatağında pışpışla çok düzgün saatlerde uyuyan,mızmızlığında emzikle sakinleşen oğlum nerde bilmiyorum?

Günler böyle yarım yamalak,başlanan hiç bir iş bitmeden,havada havada,bulutların üstünde,çoook mutlu ama ayaklarımı yere basamadan,hiç bir işimi sonuçlandıramadan geçip gidiyor.Ne oluyor,nasıl oluyorda gün bitip saat 12 oluyor hiç anlamıyorum.


Daha sabah kalkarken en çıldırtıcı,en çapkın bakışıyla gözümün en derinine bakıp bir çılgın kahkaha patlatıp,aaa-aaahhh,aaa-aaahh seramonisine başlıyor...

Sonrasında,ben onun gözünde mememiyim mamamıyım annemiyim kararsız kaldığından olsa gerek,üçünün birleşimi bi ortaya karışık yapıp ''memmmamanneenanee''nidalarıyla peşimde arkasına motor takılmış vaziyette koşar emekler arası bir şeyler yapıp,saniyede kucağıma tırmanıyor,''ne yapıyoruz bugün ?''diyor gözleriyle..''evde zaptetmeye çalışmayacaksın herhalde beni?''

Bu yaz harika geçeceğe benziyor çünkü Baran abimiz ve ailesiyle birlikteyiz  bu yaz.Tatilden arta kalan vakitlerde ,fırsat bulabilirlerse,çalışmaya çalışacaklar ailecek:)İlk günlerinde birlikteydik,Yamanın  ilk yamyamlık belirtileri çook önce başlamıştı ama o gün ağzında dolandırdığı siyah şeyin zeytin olduğunu düşünüp,kim verdi zeytini bu çocuğa diye söylenirken,o şeyin zeytin değilde,böcek olduğunu farkettiğimde,artık karşımdaki yaman değil,yamyamdı.
Bu son haraketle terfimiz tamamlandı..
Tam da kendisine yakışan bir de arkadaş buldu..Arkadaş demişken,Fındıkla tanıştı tekrar,hem de öyle bir saldırdı ki,bu sefer Fındık yavrum  kaçacak yer aradı.Gelin olacak bir kızımız varmış Fındığa,onun için gittik ama yüz vermedi oğlumuz..beğenmedik kızı..

Hazır çocuk Yamyamlığa bulaşmışken dedik bizim ünlü spesiyalimiz Antakya dönerinde bir tadına baksın ucundan,ama o döneriyle değil Lavaşıyla daha çok ilgilendi..İşte yamyamımın ilk antakya dürüm macerası,elbette ona özel,sossuz sadece tavuk kısmından ibaret olanından.

Dedim ya o evde zaptedilmez olunca,benimde böyle bir bahanem olunca,her günümüz sokaklarda,dışarılarda..
Çok spontane gelişen bir havuz sefamız bile oldu...havuzun orada oynuyordu,üstü başı ıslandı,bir de öyle tatlı emekliyorki havuza doğru,küçük karetta karettalar ışığa doğru hızla nasıl gidiyorlarsa aynen öyle..
nereye koyarsak koyalım,o yönünü buluyor, bir sevinç hızla havuza doğru emekliyor,onun o ''emek''lemesine,emeğine  kıyamadım,attık gitti..
Suyla oynarken,
kendini kaybedişini seyrederken, ben kendimi kaybediyorum,tekrar çocuk oluyorum.

Bugün ise harika bir gündü..Yamyamımın bükannesi,dayıdedesi burada askeri kamptaydılar,gidememiştik bir türlü..Bir niyet gittik ama her nizamiye kapısında, sorgu sual,hah tam oldu gireceğiz derken yine bir sıkıntı derken,en sonunda babamızın uzun saçı ve sakalı sebebiyle içeri alınmaması bizim tüm günü orada geçirmemize neden oldu,acaba iyi mi oldu?


Her gidişimde kıskanıyorum şu askeriyeleri..yine öyle oldum,herşey düşünülmüş,çocuklar için bir  harika,çimenlerde emeklemek mi dersin,trambolinde zıplamak mı dersin,bowling mi dersin,her tür spor aktivitesi,barlar,diskolar...var da var...ee tabii bi sıkıcılıkta var ama olsun...büyüyünce komutan ol kocacım dedim,Hayır olmaz,ben oradan kaçtım delimisin sen dedi.Bize de bir günlük keyfini sürmek kaldı..



Bu şeyin ev tipi olmalı..düştü derdi yok,kafasını gözünü yardı derdi yok,istediği gibi tutunup ayağa kalkıyor,düşse bile zıplıyor..yok yok ben yapıp piyasaya sürücem..ev tipi trambolin oyun parkı.harika.

1 yorum:

google blog dedi ki...

siz yapmayın biz yaptık. :)
www.toysmar.com trambolin modellerimizi görmeye bekleriz.