Lilypie Fourth Birthday tickers
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2010 Salı

bu yeni ben de kim?



















dışarıdan bakılınca tembellik yapmışım gibi görünebilir,zira koca 2 ay geçmiş,özgür anne ikicik bile karalamamış..
fakat şu günler,bundan önceki günler hep bi hamaratlık,olmadık şeylerle uğraşma,kendim için bana bile''yok artık daha neler özgür?''dedirtecek türden günlerdi..

düzenli pazara gitmeler mi dersin,



 kekler,kurabiyeler mi dersin..


misafir sofraları mı dersin;



                                                     geçici bir heves sandım..



geçer gider kurtulurum dedim..
ama geçmedi gitti..
dilime de ruhuma da dolandı
bu yeni ben ben de kim aynada bakıştığım?
bu yeni ben ben de kim kendimle yarıştığım???



derken kendimi bir gün kilolarca domatesin kabuklarını soyarken,doğrarken,kaynatırken buldum..
ev yapımı ketçap bile yaptık,yardımcım sofia 'nın tarifiyle,ve gürcistan baharatlarıyla..pek bir leziz oldu.


değil konserve işine girişmek,dolaptan domates çıkarmaya üşenenlerdendim ben.
şimdi dolabı açıp,gelip gidip konservelerimi sever oldum
şimdi ben deli mi oldum?
anne mi oldum?
                                   


10 Haziran 2010 Perşembe

Bizim SPA nın sıpası..

Büyüyüp köpük masajı yapacak mısın acaba bana bir gün??Hemen yapacak gibi bir halin var oysa..

Çalışmak ne de keyifliymiş meğer  o günlerde...halbuki bana ne zor geliyordu..
Bir müşteriyle konuşurken göz ucuyla bir yandan onu kesmek,tam bir satışın  ortasında ağlamasını duyup,yanına gidememek...
Her yeri karıştırıp ellemesi,etraftaki dekorları yemeye kalkması,yürüyüş bandında emeklemeye çalışması,müşterilerin ayak banyosunda cıbı cıbı yapmaya kalkıp hatta bununla yetinmeyip içindeki çiçekleri tatmak istemesi ,hemencecik ne çabuk eskiyiverdi...
Mayıs ayında  Evren yanımızda değildi,o sıra bir çalışanımızın annesi onunla ilgilendi,ama mayıs sonu,haziran başı çoğunlukla Yaman işyerimizdeydi..






Kirli sepetinden çıkıp ''cee ee''oynayışımız..
Tekerlekli çamaşır sepetinde giderken ki sevinç çığlıkları şimdi sanki kulağıma geldi..

Zordu evet  belki ama Güzel günlerdi...

9 Mayıs 2010 Pazar

dut yemiş bülbül


Resmi olarak ilk anneler günümdü bugün.Aslında  onu ilk gördüğüm gündü anneler günü benim için,en güzel hediye ta kendisiydi zira.
Sonra beni eliyle omzuma pıtı pıtı yaparak kendince sevdiği andı anneler günü,
Kollarını uzatıp bana,al beni kucağına bakışı yaptığı ilk gündü,
Bugün ise sıradan ama kutlama için bahane arayan bana göre fevkalade bir gündü.
Anne olduğumu ve bugünün benim için artık farklı bir anlamı olduğunu ise sabah Seda ablamın bu düşünceli,incecik yazısını okuduktan sonra farkettimve bunu ilk hediyem kabul ettim.
 

Özgür'cüğüm ilk anneler gününün hazzını yarın yaşayacaksın canım.Bedeline paha biçilmez elbet ama ilk "anne" kelimesini duyduğun an, asıl ilk anneler günün olacak ve sen o mutlulukla bloğunda kimbilir duygularını hangi güzel ifadelerle dile getireceksin ve ben yine ağlayarak okuyacağım:))) Deli kız, sen de anne oldun hem de çok bilinçli ve her anın tadını çıkaran bir anne.Halamdan aldığın ışıkla, Yaman'ın " mutlu yakışıklı" ifadesi hiç değişmeyecek inşaallah.Anne-oğul, her gününüzü doyasıya yaşamanız dileğiyle canım.ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN:))

O kadar hoşuma gitti ki,hemen Bugün bana anne dese gibi geldi,gerçi o kadar ona yakın şeyler söylüyorki şu sıra..nanneyle anne arası bi şeyler çıkıyor o dudaklardan.
ama en çok ''babababaabbaaababaa''anlamsız tabi ama ilk kelimemiz bu olacağa benzer.

Bunun yanında,o kadar sevindim ki bir kez daha bu yazıları yazdığıma,eski dostlarım,sevdiğim arkadaşlarım,arayıp arayıp,anneler günün kutlu olsun özgür anne dedikçe.

Bu mutlulukla ben içimde kelebekler uçuşuyor tabii..
anneler günü ben de çiçeği burnunda anne,gazıda almışım sabah sabah,dalından taze dut koparıp yedireceğim oğluşa..iyi güzelde,en güzeli en arkada,dur şuna da uzanayım,ay şu dalı tutayım derken öyle bir sarkmışım ki balkondan,az kalsın gidiyordum aşağı..güldüm sonra kendime.
Ne güzel dedim yine,balkondan uzan dut ye,ön balkona gel yenidünya ye,Yaman bayılıyor bu duruma onun bayılmasına ben mest oluyorum zaten.İşte bu da 2.anneler günü hediyemdi,çocuktan sonra küçücük şeylere daha da bi mutlu oluyor,neşe doluyor insan.


   Sapını samanını her yerini yedi attı,benim elimden yemek kesmedi,tabağı falan çekti önüne.


Baktım henüz çiçek falan veren yok,bari dedim çiçekli terliklerim olsun..Üçüncü hediyemi  kendim kendime aldım.


Bu da akşam,homur homur homurdanırken,kapıyı açıp bulduğum,üzerinde bizi yalnız bırakıp maça giden babasına kızmamam için Yamanın ağzından yazılmış bir not eşliğinde aldığım son ve beni en çok güldüren hediyem.

Günahını almışım adamcağızımın...

3 Mayıs 2010 Pazartesi

hazine bulmuş gibi..

Onuncu ayımızıda yedik ama dokuzdan kalan bir hazine keşfettik.

Paylaşmadan edemedik.



Otobüste ecüş bücüş bir hale girerek yakaladığım anlardı bu anlar..


İyi ki varlar..



Olmasaydılar,bilemeyecektim belki kaç dişle dokuzuncu ayını bitirdiğini..
ha bu çok mu önemli?
yooo..değil ama annesin ya..
herşeyi ezberleyip,o anı durdurasın geliyor sanki..

İşte bu da bir simidin anatomisi..

seni çok seviyorum simit delisi.

4 Nisan 2010 Pazar

İstanbul'da aşk...

                                
İstanbul'da aşk başkaymış..
Hele bu aşk günden güne artınca tadına doyulmazmış.. Şehrin kokusuna aşk karışmış,Yaman annesine,annesi ona bu şehirde daha çok bağlanmış..Mis gibi bebek kokusuyla anne kokusu keşke hep saklansaymış..


















Dedim ya pipimiz  gitti gideli sanki biz yollarda onu arar olduk gibiyiz..O gitti gideli dur durak bilmeden geziyoruz habire..Beklenmedik Marmaris ziyaretimizden sonrasında ben hastalanınca,bir kaç günü zorunlu yatakta geçirince evin duvarları tam üstüme üstüme gelmeye başlamıştıki,futbolcu Reşit Dayımızın son maçının da İstanbul'da  oynanacağını öğrenince,onu izlemek için oraya gitmek gerekince,hadi dedik,bu bahanemiz olsun,işle ilgili yapmam gereken şeylerde vardı,hepsini bir hallederiz,araya bir de sevdiklerimizi sığdırırız,Yaman'da İstanbul'u görmedi demeyiz dedik ve ani bir kararla kendimizi otobüste bulduk.Görüşemediğimiz sevdiklerimize ise açıklamalarımızda yok değil elbet.3 gün diye başlayan ziyaretimiz 1 haftayı bulunca,geçen haftamızı orada geçirmiş olduk,İlk gittiğimiz gün Baranlarda kaldık,biz tam ağız yarası belasından kurtulduğumuzu düşünürken, o gece yine ateşlendi,hem de misafirlikte..İlk 2 günümüz böyle yarı hasta,keyifli keyifsiz arası geçince ne yaptığımızı bilemez olduk.Mutlu olsun diye,beyimizi salata tabağında servis etmeye kalktık ama banamısın demedi..

Tavşan olursa belki tavşan gibi seker normale döner dedik,yine olmadı...hala hüznümüz vardı..
Üzgündü kuzum,ikimizde yorgun düşmüştük artık,annenin dudaklarındaki uçuklardan anlaşılacağı gibi hastalığın etkileri hala üzerimizdeydi ikimizinde,ben hayatımda hiç bu kadar düşünceli bi tavşan görmedim..

Erkek değil mi işte,araba görünce işler değişti
Ağrılar sızılar bir anda geçti. 
Baran abisinin arabasında kendisini Koca adam sandı

Teyzesi de ilaçlarımızı hemen bize getirdi,tekrar kullanmaya başladık ağzını açmaktan nefret ettiği ilacı,bir günlük daha sıkıntıdan sonra yavaş yavaş düzelmeye başladı ama biz artık çevremize verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü  ve de diğer hayranlarımızlada vakit geçirmek için Teyzemle Semanın Modadaki evine geçtik.

Bu süreç içerisinde Yaman bana aşırı derecede düşkünleşti,hem hastalığın verdiği sıkıntı,hem ayı gereği yaşadığı ayrılık kaygısından ötürü hep beni arar,beni ister oldu,işlerim yüzünden dışarıda geçirdiğim zamanlarda annemi çok yormuş.

Böyle anlarda çalışmak zorunda olmadığıma,onunla olabildiğime şükrettim hep..Çünkü bir kaç saat uzak kaldığımda bile beni arayıp mutsuz olduğunu bilmek,eve girdiğim anda yüzündeki o kocaman kahkahayla karışık gülümsemesini,gözlerindeki ışıltıyla bana sevinçle emeklemesini,saniyede üzerime tırmanmasını hep özlemek,ensesine kafamı gömüp onu son nefesime kadar kokladığım anda  içime dolan şey  huzur mudur, aşk mıdır ,annelik midir her ne ise muhteşem bir şeydir..
bu şey aşk değil de nedir..

Modadaki eve bayıldı..Keyfide yerine geldi.
Her yeri halı kaplı,az eşyalı bir ev,
upuzun tam emeklemelik bir koridor.
Etrafta karıştırmalık,yepyeni eşyalar,Daha ne olsun?(emlakçı ilanı gibi oldu)Biz de pek karışmadık,gönlünce saklandı,oynadı,devrildi,iki elini bırakarak ayakta durmayı denedi,5 saniye kadar başardı.





İkea'nın doğal görünümlü hasır toplarının kahverengi olanıyla girdiği samimi ilişkiyi farkettiğimizde bu haldeydi..

Evde gayet mutluydu,ama havayı güzel görünce ilk gün moda sahiline,ertesi günde Ortaköy'e gittik,bükannesi ve anneannesiyle.Oraya giderken o kadar çok insanı bir arada görmediğinden olsa gerek,vapura binerken mesela önündeki kızları ellemeler,herkese cilveler..Tamam yapsında, İstanbullu insancıklar,zamanları dar,hep bir yerlere yatişiyorlar..ne yapsınlar her daim sıra,telaş,acele,sinir stres..arkadan birisi dürtünce doğal olarak bir hışım sinirle ne oluyor diye dönen kız,kahkaha atan bir bebek suretiyle karşılaşınca neye uğradığını şaşırdı tabii..Neyse onu elle,buna sark,vapurda yine herkesle samimiyiz,derken bu sefer orada, garson tam çay verirken eline yapışıp,en şirin halleriyle ''beni sev''havaları..dönerken muavine aynı kurlar..20-25 yaş arası genç delikanlılar zaten favorimiz,nerede görsek,iş güç bırakılıp(meme dahil)hemen kur yapmaya başlıyor.Yanlışlıkla o kişi  ilgilenmemiş olsun vay halimize,resmen trip atıyor,bana tavır alıyor bu sefer,sanki sevmeyen benmişim gibi..sosyal olsun benim oğlum diyordum da ne yalan söyleyeyim bu kadarını da beklemiyordum..


Ortaköy'de aşk tazeledik anne oğul ve bizim güvercinler...




Ev gezmesine bile davet edildi yaman bey.Aynı muhitte oturan sanatçı kuzen Hazel heyecanla yeni evinde konuk etmek istedi küçümeni ve bizleri..EE...sanatçı kuzenimizin evinde herşey yerlerde,sepetlerin içinde,tam da onun ulaşabileceği şekilde olunca,o sepetlerin içinde rengarenk yünler,fırçalar,boyalar olunca,bir de üstüne evde bir kedi olunca deliye döndü minik.












 Gecenin sonunda herkese öpücükle ısırık karışımı ortaya karışık bi şeyler yaptı..Bundan en çok semacık nasibini aldı..Hazelle ise daha romantik dakikalar yaşadı..
 Böylece rüya gibi bir gece geçirmiş oldu..
Fırçaların tadına baktı,kızların yanaklarını öptü,kedi elledi,yünleri keşfetti..


              Artık uyku vakti gelmişti,yavaş yavaş eve gitmeliydi..İstanbul gezimizde böylece sona erdi..O geceyide orada geçirdik,sabah teyzemi de alıp evimize geldik..


27 Mart 2010 Cumartesi

Öyle bir geçer zaman ki

Nasıl bir hızdır bu böyle yetişmek imkansız..
Pipimiz gitti gideli oturmadık ki ailecek tabiri caizse kıçımızın üstüne..yazacaklarda birikti elbet dağ gibi..
Mesela ben daha Yaman elleriyle tutunup doğruluyor yazısı yazacaktım,adam neredeyse yürüyecek artık.
Nerden başlasam,nasıl anlatsamm...

mmmm...en lezzetlisinden yani spadan başlayalım o zaman.
Babamız dönmeden onunda görmesini istediğim için hem de hep biz insanları rahatlatıyoruz,
bu sefer de spacılar bir  spa keyfi  yapsın istedim,bakalım nasıl oluyormuş bir tatmak istedim,Yaman efendi ananesiyle vakit geçirirken biz spa'da keyfe gittik.(zalim anne,acımasız anne).

Sağım,solum,önüm,arkam Keyif..
Her yer keyif için,dinlenmek için..dinlenip tazelenmek için..
Her şey sanki yorgun anneler için..
NUA spa,'zamanın durduğu yer''diyerek karşılıyor konuklarını fakat zaman duramadı bizim için,aklımız miniğimizde kaldı bir de üstüne babamız ''ben keyife keyif demem oğlum yanımda olmayınca''deyince tam manasıyla tası tarağı topladık dönüşe geçtik.Dönüşte tam benlik, içinde bir sürü antika eşya bulunan,bahçesinde ise ıncık cıncık herşey olan şirin bir ızgaracıda süper bir köfte yedik,orada kamerama takılanlar işte bunlardı.

Ertesi gün babamız gitme hazırlığına başladı.
Saatler geçmesin isterken,gelme saati o kadar çok yaklaştı ama biz bi türlü babamıza doyamadık,tek başına dönmesini içim almadı bu sefer..
O da dünden razıymış meğer,gelelim mi seninle dememle gelsenize demesi bir olunca,hiç beklenmedik bir marmaris ziyaretimiz oldu.Ben nasıl olsa babamızla gideceğiz,hem tam da uyku vaktine denk geliyor diye hiç planı bozmadım,uçak aklımın ucundan bile geçmedi,otobüste kocişkomun yanında paşa paşa giderim sandım safça :)) bir bebekle 12 saatlik yolculuk??
Yaman neredeyse tüm yol boyunca uyumasına rağmen,yanımızdaki koltuğu boşaltmamıza rağmen,ben gözümü bile kırpamadım..ya uyursam,koltuktan düşerse,araba fren yaparsa,aman o aman şu,ayy bu annelik ne zormuş ya...Yan koltukta horul horul uyuyan kocayı gördükçe de içten içe nasıl kin yaptım anlatamam ki ben normal yolculuklarda bile  uyuyamazsam,kafasını arkaya dayayıp,yatakta gibi mışıl mışıl uyuyanlara nasıl gıcık olurum bi allah bi ben bilirim.
Zaten Yaman da uyudu dediysem,otobüsün her durduğu yerde,ışıklar açılınca sanki kendisi inecek gibi kalkıp etrafa bakınmalar yetmezmiş gibi,4de gözlerini fıldırfeş açıp host abiye kur yapmaya başladı bir anda.2 saat kadar uyanık kaldıktan sonra uyudu,işte o ara bende uyudum 30 dak.sonra gelmişiz zaten,neyse sağ salim gelmiştik ya sonunda..
Evde misafirimiz vardı,sabahın köründe ,ilk iş mışıl mışıl uyuyan misafirimiz gülşen teyzesinin koynuna atıldı beyim,Gülşen için ufak bir şok oldu bu. Sonra biraz dinlenip iş yerimize gittik,önce Oya teyzesine sürpriz yaptık,kafasını işe gömmüş oya teyze,bir anda karşısında Yamanı görünce deliye döndü ve az bir zaman sonra Birlikte uyku terapisi yaptılar yine her zaman ki gibi..

Sırada ciciannemiz vardı.Kapıyı çalıp paşayı paspasa bıraktım,ben saklandım.
Kapıyı açınca,paspasta bir bebek gören Yaman'ın ciciannesi Nadire ablacım neye uğradığını şaşırdı tabii.
Biblo dükkanından farksız olan bu eve Yaman bayıldı,nereye bakacağını şaşırdı,neye dokunacağını bilemedi,ben eminim ki ''iyi ki şu ayağa kalkma işini öğrendim''dedi kendince.''Demek ki en çok karıştırmaya yarıyormuş...''


Sonra Fındık abisiyle tekrar tanıştı..Dejavu olmuyor mudur ona?
Ne ilginç,aslında tüm bu anlattıklarım zaten onun hayatında olan şeylerdi fakat miniğimin bunlardan hiç haberi yoktu,şimdi ise hepsiyle tam manasıyla tanışıyor,herşeye tepki veriyor,tepkileriyle tanıştığına memnun oluyor,ya da olmuyor,aslında  herşeyi çok beğeniyor..özellikle de o şey yeniyse..
Fındık abisi ve sokağımızın köpeği bethoven.
Fındığı ilk gördüğünde tüylerini avuçladı ve sıkı sıkı çekti ama akıllı abisi gıkını bile çıkarmadı..
Çocukları ve hayvanları aynı kareye almak bir mucize ve ben bu sefer o mucizeyi gerçekleştiremedim.

Günün sonunda uykusuzluktan ölmek üzereydim,gündüz uykuları 30 dakikadan uzun olmadığı için gündüzde uyuyamadım,akşamda yeni sünnet olduğundan mıdır,yerini yadırgadığı içinmidir nedir bilmem,ne kendisi uyudu ne de bizi uyuttu.Bir günde benim pilim bitti,uykusuzluk gerçekten bir annelik sınavı..
Yaman kime benziyor diye düşünüp duruyorduk ya,kime benzediğini bulduk,Cemal abimize benziyor ayol bu çocuk.
Akşam çok tatlı bir ziyaretçimiz vardı,Yaman babasının kopyası Bedirhan abisini çok sevdi.


Sabah kalktığımda bebeğini tek başına büyütmek zorunda kalan tüm anneler ve kendim için sabır duasına çıkasım geldi.
Güzel olan şey havanın harika oluşuydu,bahar erken geldi içime..bebeğim sevdiklerimizleydi,evimizdeydik ama uykusuz geçen ikinci gün ve bitmek bilmeyen mızmızlık hali bana dönüş kararı aldırdı.Dopdolu geçen iki gün bir gece bize yetti ve bulduğumuz ilk uçakla kaçar gibi döndük annemin şefkatli kollarına:))
Uçakta da devam eden mızmızlığın sebebini ertesi gün dedesi keşfetti.
Meğer ağzı bütün yara içindeymiş kuzumun.Ben sünnetten diye düşündüğüm için bilemedim ve döndüğümüze çok sevindim çünkü çok zor bir gün daha geçirdik pazar günü.Hiç durmadan mızıldadı.Hemen doktorumuzu aradık,kullanmamız gereken ilacın adını alıp,dedeyle nöbetçi eczane arayışına çıktık.Bulduk,yavaş yavaş geçti yaralar ama çok ızdıraplıydı hem onun için hem bizim için.En ızdıraplı olansa günde 4 kez olan  uygulama,önce karbonatlı suyla ağız temizlenecek,ardından ''mikostatin''adlı ilaç yaralı yerlere gelecek şekilde verilecek,eğer ağzını açarsa..ilk uygulamadan sonra,herşeye ağzını açan çocuk,kokusunu mu anlıyor ne oluyorsa nasıl kapatıyor o ağzını açabilene aşkolsun.sadece bunlar olsa iyi,demiri var,d vitamini var,her ilaç verme anı bana tasa olmaya başlamıştı ki yaraları hafifledi.
Tam o düzeldi,ben hastalandım.Bir anda boğaz ağrısı,kırk derece ateş,
Yorgunluk bir yandan
hastalık bir yandan,
al bakalım sen misin bebeğini evde bırakıp
spa keyfi yapan...




Posted by Picasa