27 Ağustos 2009 Perşembe

hamileliğimin marmaris ayağı..

Bana hamileliğimin son zamanlarını anımsatan bu resmi koyarak başlamak istedim..Sondan başlamak gibi bir şey oldu ama olsun..


Oğlumuzun  abisi fındık..Bu resimde artık Fındığa bir abi olgunluğu gelmişti..o da heyecanla doğacak kardeşini bekliyordu..O gün gerçekten fındığın bu haline çok güldük..bu saçma şeyi giydirince o bir dakka durmayan hayvan bir anda put'a döndü..Hamileliğimin bu günlerinde artık bir göbişim vardı ve farkeden sadece ben değildim..
İlk üç ayda bebeğim için bir şarkı tutturmuştum;
Cem Karacanın ''ceviz ağacı''melodisiyle söylenir; 
Sen bir küçük embriyosun annenin karnında,sen bir küçük embriyosun annenin karnında..
ne sen bunun farkındasın ne de fındık farkında..ne sen bunun farkındasın ne de baban farkında diye..
Üstteki resimde ise yanımda oturan fıstık, kuzenim sena ablam,Baran adındaki çılgının deneyim sahibi annesi..şarkımın sözlerini duyunca bunu biraz daha geliştirmiş,aşağıda sözlerini yazacağım haline sokmuş çok da hoş olmuş.Fakat bundan önce bir kaç şey anlatmalıyım ki sözler anlamsız kalmasın.Geçen sene bu Baran çılgınına annem bakmıştı ve annem onun annesinin halası olduğu için anneme kendiliğinden''anne hala''diye seslenmeye başlamıştı..babama da hasan dede değil kendi anladığı haliyle ''adam dede''diyordu ve bu haliyle çok ama çok tatlıydı..bu yıl benim bebişimin gelişiyle annemi biz kaptık..ha..ha..ha..yaşasın kötülük..şarkı da bu sebeple yazıldı:)
Sen bir küçük embriyosun annenin karnında,
Sen bir küçük embriyosun annenin karnında..
Ne sen bunun farkındasın ne de baban farkında
Ne sen bunun farkındasın ama BARAN farkında...
Ey bebek aç kulağını beni iyi dinle
Ey bebek aç kulağını beni iyi dinle
Sakın benden güzel,benden şirin olayım deme(2)
Anne halam olacak sana anane,
Adam dedem olacak sana büyükdede,
Ben onlarsız edemem beni onlarsız koyma
Ben onlarsız edemem sakın çok tatlı olma
Ey bebek sen gelmeden bendim el bebek
Ey bebek sen gelmeden bendim gül bebek
Her gün arar sorardı annehala ile dede(2)
Ama biliyorum ki hiç değişmeyecek(2)
Bu hep böyle sürecek,sen sağlıkla gel bebek
Bu hep böyle gidecek sen sağlıklı ol bebek...
Bu huzurlu, mutlu ailemize ve sevdiklerimize doyduğumuz ayları geride bırakıp marmarise dönme vakti artık gelmişti..çünkü takvim artık mart sonunu gösteriyordu..marmarise döndük ve nisan ayında yeni iş yerimizde aşağıdaki resmi çektirdim
Artık sana kavuşmama 2 ay kadar bir süre kalmıştı..günler geçtikçe heyecanlanıyordum..bu zamanlarımda hep çalıştım,çalışmak iyi geliyordu çünkü zaman çok daha hızlı geçiyordu..göbeğim yüzünden cilt bakımı yaparken biraz zorlanıyordum fakat hamile müşterilerimiz benim bu halde oluşum nedeniyle çok arttı:)bana güvenip onlarda değişik bakımlar almaya geldiler..
Fındık bu günlerde sürekli karnımla hasır neşirdi ve ben hissettiğine eminim..işte bu dönemlerde bu bebeği nasıl çıkarıcam telaşesi düştü içime ve araştırmaya karar verdim.Daha sonra intrnette doğal doğum hakkında bir çok yazı okudum ve bu işin öncüsünün marmariste bulunduğunu öğrendim ve onun sayesinde tanıştığım bir kitap okudum ;yazarı Dr.Thomas Verny ,kitabın adı ise Doğmamış çocuğun gizli yaşamı ve bebek bekleyen herkese kitabı okumalarını tavsiye etmem kesinlikle gerekli derim..
Ben bu kitap sayesinde rahatlıkla normal doğum yapabileceğim kanısına vardım ..bunun haricinde bir de bebek bekleyen anne adaylarına şehirlerinde acıbadem hastanesi varsa,hastanenin hamilelik eğitimleri oluyor,ben izmitte olduğum sürede bu eğitimede katıldım ve çok şey öğrendim.
Artık yavaş yavaş son günlerime yaklaşıyorduk..bu arada havalarda güzelleşti,üzerimdeki tülbent bluzu oğluşumun Elmas teyzesi bana o gün ilk anneler günü hediyesi olarak verdi ve anneler günümüzü kutlamaya da çok sevdiğim bu mekana gittik her birlikte..mayıs ayıydı 8.ayın başlangıcındaydık..
Son ayımıza girdiğimizde annem geldi yanımıza..artık evimiz mis gibi annem kokmaya başlamıştı bile..ne oluyor anlamıyorum..onun evi hep öyle kokuyor zaten ama o bize geldiğinde de ev aynı öyle kokuyor..işe artık gitmiyordum,bol bol deniz sefası yapıyorduk,şiş ayaklarımı ve koca vücudumu ancak bu rahatlatıyordu..
Artık son günlere girmiştik..son günlere kadar hep normal doğum düşündüğüm için aslında sezaryan olmaya karar verseydim,bu günlerde bebişimle tanışmış olacaktık ..normal doğum yapamamanın nedeni plasentamda kist olmasıydı..ben buna rağmen göze almıştım fakat son günlerde doktorum ve danıştığım herkes riskli olabileceğini söyleyince bende istemeyerek sezaryana karar verdim fakat bu günlerde hep içimden ah şu sancım geliverse diyordum..aşağıdaki resimde bebişimizin kıyafetlerini mis gibi bebe sabunuyla yıkayıp ütülüyorduk annişimle.. 

Belki biraz erken doğurur da biz de yeğenimizi görürüz diyen halalarım tatil yeri olarak bu yıl marmarisi seçtiler fakat tarih 2 hafta kadar erkendi ne yazık ki doğumu göremediler ama son haftalarımda bana iyi bir moral oldu..
Kimse kızmasın..ben içmiyordum..sadece göbeğimde nasıl durduğuna baktık:)
sanırım sakin sakin dışarda arkadaşlarla yenen son yemek..bir daha ne zaman olur malum...
en sevdiğim resimleri en sona sakladım..doğumgümümde aşkımın bana hediyeleri işte bu fotoğraflar;
Artık bu uzun ama göz açıp geçen zamanların sonuna gelmiştik..yavrumuza kavuşmamıza çok ama çok az bir zaman kalmıştı ve onu çok ama çok merak ediyorduk..

Blog alemindeki ilk ödülüm MİM..



Benim ''blog koçum'' olarak ilan ettiğim Duru'nun annesi Gül beni motive edici bir doğum hediyesi yollamış bana..ne mutlu:)kendisine çok teşekkür ederim.Şimdi sıra elime yüzüme bulaştırmadan bu ödülün gerekliliklerini layığıyla yerine getirmek..mmm bir bakalım;

  • Ödülün logosunu gururla ekledim.
  • Ödülü aldığım kişinin linkini, ödülle ilgi yazıma yazdım.
  • Hakkımdaki 7 ilginç şeyi belirlemek biraz zamanımı aldı..Dan diye sorulunca insan bilemiyor,ya da bana özgü gariplikler artık bana sıradan geldiği için bana göre ilginç değil ama belki size ilginç gelebilir;
  1. İlk maddeye yazabileceğim en değişik şey ismimin erkek ismi oluşu.Özgür olma kavramı ülkemizde daha çok erkeklere yakıştırılan bir kavram olduğu için bir bayanın Özgür isminde olması çoğu kişiye garip geliyor.Ben bu isimle doğduğum için ben hiç yadırgamadım,ama hayatım boyunca bu konuyla ilgili çok anılarım oldu ve ilk tanışmalarda hep ismimi tekrar tekrar söylemek zorunda kaldım..İnanmayanlar,cidden özgür mü diyenler..tanışıp samimi olduğum arkadaşlarım benimle paylaştıklarını ailelerine anlatırken yaşanan gerginlikler..örneğin;akşam özgürlerde kalacağım babacım..sözü karşısında kızını bir erkeğin evine yolladığını sanan aileler,çok iyi anlaştığım erkek arkadaşlarımın kız arkadaşları benim kız olmadığımı düşünerek onları rahatlıkla benimle her yere yolluyorlardı fakat kız olduğumu öğrendiklerinde kıskançlık krizleri başlıyordu..Call centerlarda çalışanlar hemen bana özgür bey derler,rezervasyonlarım özgür bey adına yapılır..Bunun gibi bi sürü hikayem var..sadece buna dair bile bir yazı yazabilirim iyi fikir!
  2. Konu isimden açılmışken aklıma geldi,şu sıralar pek olmuyor fakat okul yıllarında çok fazla kişiyle tanışınca o kişilere kendi kendime isimler yakıştırır sonrada utanmadan öyle seslenirdim.özellikle mesela kız yeşil gözlüyse''yeşim''ismini takardım,tabii arkasından öyle seslenince kimse beni sallamazdı.
  3. Çok fazla şeye ilgi duyarım,herşeyle bir dönem uğraşmışlığım vardır,tabii bunların bazıları maymun iştahlılıktan öteye geçmemiştir fakat her şeye bulaşırım elimde değil..Ev işleri falan pek benim tarzım şeyler değildir fakat buna rağmen bu konuyla ilgili herşey vardır evimde,birazda işimiz nedeniyle evde pek yemek yapamam fakat envai çeşit yemek kitabım vardır.Dediğim gibi iş yapmayı sevmem fakat boş oturmaya da hiç gelemem,bir kaç işi bir arada yapmalıyım,bebek dolayısıyla pek uğraşamıyorum şu sıra el işleriyle ama bu sefer de bu uğraşı buldum işte kendime.Hatta bu işi ileri götürür tuvalette bile boş oturmaya gelemediğim için mutlaka dergi kitap vs.birşeyle koştura koştura yetişirim..
  4. Evden hiç bir şey atamam,her şeyi değerlendirebileceğimi düşünürüm,bir çok fikrimi hayata geçiririm ama bazı nesneler de şunu bunu yapıcam diye saklanır,boşu boşuna evde döküntü yaratır..Örneğin gelin arabamı kendim süslemeye karar verdim,gerekli şeyleri aldım fakat o saatlerde kuaförde olmam gerektiğinden bu görevi eşim,kardeşim ve çok sevdiğim bir ablama devrettim,araba harika oldu..sonrasında o arabanın tüllerinden,güzel bir kutu ve işyerimizde müşterilerimize hediye amaçlı sabunlar süsledim ve dekorlarda malzeme olarak kullandım..
  5. Çoğu kişinin çıtır çıtır yemeyi sevdiği şeyleri yumuşak halde severim örneğin kadayıf ya da bayat bisküvi..
  6. Ne yazık ki biraz üşengeçlik huyum vardır ve bu huy bana değişik icatlar yaptırır,kıyafetlerimi ters çıkarırım sonra tersten düz şekilde giymeyi keşfetmişimdir mesela:)utanıyorum kendimden,ne pis görevmiş bu ya..
  7. Bir çok şeyi önce kendim yapmaya çalışırım,çok komik !!yemek yapmam ama kozmetik yaparım mesela..geçen yıl işyerimizde kullandığımız cilt bakım malzemelerinin çoğu benim üretimimdi ve çok keyifliydi..dekorasyonla ilgili şeyleri çok severim,işyerlerimizin dekorlarını ben hazırlarım ve bu beğenilince çok hoşuma gider bu huyum yüzündende çoğu yerde çoğu şeyi sayarım ve hep çift sayılara tamamlamaya çalışırım.merdivenler,raflar,raf üstündeki objeler..sokaktaysam tabelalardaki harfler..sayarım da sayarım..hele ki kafam doluysa daha beter sayarım..
  • sevdiğimiz blogları listeliyormuşuz:çok güzel bloglar var ama ben fazla ilgilenemiyorum bildiklerim ve ara sıra duru kızın maceralarını okurken o sayfadan zıpladıklarımı söyliyim:tabii ki ilk önceliğim duru kızın günlüğü,defne den önce,defneden sonra,portakal ağacı,uyuzlarda sever,hülyanın tunası ve ikea hacker
  • benim için en zor madde ödülün gideceği 7 kişi çünkü bu sevdiğim bloglar zaten hep mimlenmiş durumda..ben bu işi sonra yapsam olmazmı??

25 Ağustos 2009 Salı

anneliğin hamilelik şekli ya da bir tatlı huzur...

Annelik gerçekten içinizde bir şeyin attığını hissettiğinizde başlıyor aslında,çünkü O'nu düşünüp hayal etmeye başlıyorsunuz..hele ki ilk kalp atışlarını dinlemek..ben ilk doktor muayenesine bebeğim içimde 6 haftalıkken gittim.Ame her zaman olduğu gibi yine saklıydı..yani aslında 6 haftalık değil 4 haftalıkmış,görülmesi gereken bebeğin içinde yaşayacağı ''kese''henüz görülmüyormuş..Ama telaşlanmadım çünkü ilk testleri yaptığımda da göstermemişti kendisini..ileride de cinsiyetini göstermeyeceği gibi:)

Ben çevremde hamilelik yaşayanlardan hamileliğin zor bir süreç olduğunu hem duyup hem gözlemlemiştim..herhalde kendimi çok zor şeylere hazırlamış olmalıyım ki ben de çok fazla bir sorun olmadı..hatta tek gebelik belirtim yavaş yavaş karnımın şişmesiydi:)Sezon yeni bitmişti ve kışın annemin huzur dolu evi bizi bekliyordu..Biz turizmciler yazın durmaksızın çalışıp kışın kış uykusuna çekildiğimiz için bu anlamda hamilelik dönemim tam anlamıyla kuluçkaya yatmış bir tavuk edasında geçti..Fakat elbette kuluçkadan kalkıp biraz gezmeyede fırsatımız oldu..kısacası hamileliğimin ilk altı ayını İzmit'te ailemin yanında tatlı bir huzur içinde geçirdik.ilk günlerimizde
yürüyüşler yapıyorduk aşağıdaki fotoğraf maşukiyede çekildi..ben oraya hangi ruh haliyle gidersem gideyim,canlanıyor,huzur buluyorum...
Henüz göbeğim belirgin değil..sonbahar..biz yorgun ama çok huzurluyuz çünkü yaklaşık 8 ay sonra bebeğimizin abisi fındık oğlumuzu da sayarsak 4 kişilik bir aile olacağız.
Bu resimde oğluşumuzun bir bebeği andıran ilk resmi.Beni en çok güldüren hali...aşağıdaki görüntüde resmen kolları atmış arkadaş kafasının arkasına karnımda keyif çatıyor..o zamanlar biz henüz cinsiyetini bilmiyoruz.. heyecanla kime benziyor,kız mı erkek mi?nasıl acaba?sorularıyla günlerin geçmesini bekliyoruz..
Derken kurban bayramı yaklaşıyor..ailecek bir plan yapıyoruz..eşimin ailesi hatayda yaşıyor.Antakya tam bir antik şehir hala yaşayan medeniyetleri ve kültürüyle..Zaten çok görmek istediğimiz bu şehri bayram tatili sayesinde ziyarete gidiyoruz ve harika bir bayram tatili geçiriyoruz..sadece antakya başlıklı bir yazıda harika fotoğraflarla buna uzun uzun değineceğim fakat bu yazıda hamileliğimin nasıl geçtiğinedeğindiğim için 2 tanecik fotoğraf koyuyorum..ilk foto antakya müzesinde çekildi..hala göbeğim belirgin değil..ne kadar hoş bir fiziğim var:)
Aşağıdaki fotoğraf ise Antakya'da çok bolca bulunan kiliselerden şu an hangisi olduğunu hatırlayamadığım fakat en çok hoşuma gideninde(şehir merkezindeydi) canım bebeğimin sağlıkla aramıza gelmesi için dilek dilerken çekildi...


Hatay gezimiz 2008 yılının son zamanlarıydı..yakında yepyeni bir yıla girecektik ve bu yılla beraber ben asla eski ben olmayacaktım..bir dönüm noktası,yepyeni bir başlangıç..işte hamile olarak girdiğim ilk yeni yıl..2000 e girerken yaşadığım bir dönüm noktası gibi bu yılbaşıda bana çok farklı şeyler vaadediyordu..
Aslında teyzemin bize katıldığı çok sakin ve huzurlu geçen bir geceydi..Yıllarca yaşadığım çok hızlı ve telaşlı hayat bebeğimin gelişiyle çok hoş bir durulmaya girdi ve ben bundan hiç pişman değilim..Huzurlu ve sakin bir hayat dediysekte,kişisel özelliklerimizi bir yana bırakacak değiliz heralde..deliliği elden bırakırsak hayat çekilmez olur..elbette ki herzamanki gibi şımarıklıkta üstüme yoktu..ben şımarmayımda kim şımarsın..3 aylık hamileydim!!bebeğim sağlıkla içimde gelişiyordu..Neydi hayat felsefemiz??

BELKİ BİR GÜN YAŞLANICAM FAKAT ASLA BÜ-YÜ-Mİ-Y-CEM!!!

evet..aynen devam..3 aylık göbeğimi 5 aylık sanan bir tavırla şişirmişim.bana o sıralar baya büyük geliyordu..hatta her gören hamile olduğumu anlar sanıyordum..şimdi bakınca çok komik geldi..göbek miymiş bu ya?



Bebişimin yandaki resmi ise artık bayağı belirgin..uyuyor..ve işin ilginç yanı(aslında ilginç değil olması gereken,insan inanamadığı için ilginç geliyor)şu an da aynı bu şekilde uyuyor olması..dudağı bile aynı bu resimde ki gibi..bu çıktıda artık bir erkek bebek beklediğimi biliyordum ve bu fikre kendimi hazırlamaya bu resimle başladım..elbette ilk dilekler sağlıklı olsun da kız erkek farketmez oluyor fakat ne yalan söyleyeyim...çoğu bayan gibi bende kızım olacağı hayalini kuruyordum,süsleyip püsleyecektim..erkeklerin erkek kadınların kız istemesi çok doğal..fakat bebeğim olduktan sonra çok kızdım kendime nasıl böyle bir ayrım yapabildim diye..o küçücük varlık sana muhtaç.. minicik..erkek..kız..elleri var ayakları var,hemde ayak serçe parmağının nokta kadar tırnağı bile var..gerisi boş..gerisi hikaye...

İzmit'te ailemle çok güzel vakit geçiriyorduk,yılbaşında babamız yanımızda değildi çünkü o da kendi ailesinin yanında biraz vakit geçirdi. Fındık abide onunlaydı..daha sonra babamızda yanımıza gelince babamızın huyunu biliyoruz,biraz kurtludur,pek yerinde duramaz..o sebeple İstanbul'a gitmeye karar verdik..uzun zamandır görmek isteyip gidemediğim bir çok yere gittik..İnsan içinde yaşayınca nasıl olsa hep görürüm diye o şehrin tadını pek çıkaramıyor.. mesela ben daha çok yakın olduğum halde dolmabahçe sarayını gezmemiştim,fakat taaa Ağrı'ya muhteşem görkemiyle İshakpaşa sarayını görmeye gitmiştim..fakat bu sefer istanbul'u japonyadan gelmiş turistler gibi gezdik,Topkapı sarayı,dolmabahçe ve o civardaki bütün müzeler,sultanahmet,oyuncak müzesi,gösteri olarak ''TROY''a gittik.Bebek olunca sahne sanatlarıyla ilgili şeylere pek katılamayacağım için çok istemiştim.İyi ki gitmişiz..hem çok keyifli bir gösteri izledik,hem de istanbul gösteri merkezi yandı bitti kül oldu,biz göremedik demedik...babamızda bol bol maça gitti..fenerlilerin deyimiyle şükrü saraçoğlunda hacı oldu:)istanbulda kaldığımız sürece ne kadar maç varsa hepsine gitti..ben soğuk hava sebebiyle o bölümlerde bulunmadım..tüm bu gezilerimizin hepsi harikaydı..sadece hava çok soğuk geldi marmaristen sonra ve ne yazıkki bu harika şehirin trafik sorunu bizi çıldırttı..her konuda insanın tüm hevesini kaçırıyor.aşağıdaki resim, gördüm dediğim İshakpaşa sarayının minyatürk müzesinde bulunan maketi..beni çok heyecanlandırdı..kendimi o günlerde hissettim..



Tabi bunların dışında normal günlük yerleri de hep gezdik dolaştık,sevdiğimiz arkadaşlarımızla görüştük,alışveriş merkezlerini talan ettik..bebişimize birşeyler beğendik,elbette vapura da bindik ve istanbulda en keyif aldığım şeyi yapıp,martılarla simit yedim..


Arkeoloji müzesinin bahçesinde kocama kediler musallat oldu:)müze harika..eminim istanbul'da yaşayıp orayı görmeyen bir sürü kişi var ve bu büyük bir kayıp..çok büyük bir müze ve hınca hınç eserle dolu..zaman yetmiyor gezmeye,hele ki metrobüs inşaatı sırasında çıkan eserleri koyacak yer bulamamış müze görevlileri..mutlaka tavsiye ederimm..

Bana çok özel bir kaç saat yaşatan ve beni çok ama çok duygulandıran oyuncak müzesi..insan o büyülü atmosferde ve oranın kendisine has kokusunda bir an çocukluğuna dönüyor ve oradaki şeyler insana ne kadar büyüdüğünü ve ne çok şeyi unuttuğunu ama geçmişte kalan minicik bir hatırayla her şeyin tekrar hafızalarda canlanmasına neden oluyor ve bu insanı çok fena duygulandırıyor..gitmediyseniz kaçırmayın..mutlaka ama mutlaka gidin,ama çocuklarla giderken dikkat!!çünkü kendilerini kaybediyorlar ve satılmayan oyuncakları anne babalarının alması için ailelerine yalvarıp ağlıyorlar..çok fazla gördüm bu sahneyi ve çok eğlenceliydi..anne babalar o oyuncakların satılık olmadığını çocuklarına anlatmak için üstün bir çaba sarfediyorlardı..bense karnımı okşuyordum..


Şansıma Sunay Akın da oradaydı..



Hamiliğimin istanbul ayağına kadar olan bölümüydü bu..ikinci bölüm yakında..

24 Ağustos 2009 Pazartesi

şimdi ben hamile miyim?



Yukarıdaki tarihte hamile olduğumu öğrendim!!bekliyordum ama evde yaptğım testlerde tam bir şey çıkmadı hastanede ilk yaptırdığım idrar testi de negatif çıkınca çok da ümitli olmadan kan testini yaptırdım ve bu sonuç beni yine de çok şaşırttı ve işte o günden bu ana kadar başıma gelen her şey beni çok şaşırtıyor.Sezon sonuydu ve işimiz çok yoğundu.Eşim Savaş'a hiç bir şey belli etmeyip ona bir sürpriz yapmak istiyordum.markete gideceğimi söyleyip hastaneye gittim fakat tam hastane çıkışı beni aradı,işyerinde yoğunlaşmışlar,nerdesin hemen gelip seni alacağım diyor..hastane kapısından alınca o da biraz anlar gibi oldu ama ben ona bu zevki tattırırmıyım hiç?yarım saat sonra başladı her zamanki sabırsız haliyle ''hadi git sonucu al'',''hadi git ''demeye..ben de işlerin yoğunluğunu bahane edip işyerinde kalması konusunda onu ikna ettim ve yeğenimiz reşitle beraber hastaneye gittik..bu kağıdı bir zarfın içinde verdiler işte elime..o an nasıl anlatılır??dünyada sanki herşey bir an durdu..dertler,tasalar,tüm olumsuzluklar uçtu gitti..meğer ne basitmiş hayat..kuş gibi hissettim,hayal gibi rüya gibi..yürüyorum ama sanki havada..agzım kulaklarımda reşite de bir şey farkettirmemeye çalışıyorum ama kahkahalarla gülmek istiyorum,hemen annemi aramak istiyorum,bu arada o gün boyu beni belki on kere arayan canım arkadaşım özlem meraktan çıldırmış vaziyette beni arıyor ve ilk o öğrenmiş oluyor..arkasından da tabii ki annem..ne yapsam nasıl bir atraksyonla bu harika haberi savaş' a versem diye düşünüp dururken anlamış olacağını düşünerek aklıma bir fikir geliyor.reşit e yürü diyorum doğru markete,markete geliyoruz,güzel bir pasta beğeniyorum ve üzerine ''9 ay sonra yanınızdayım''yazalım diyorum..reşit ööyle etrafına bakınıyor..reyon görevlisi bayan şaşkın gözlerle bana bakıp tebrik edince reşit de uyanıyor ve başlıyor tepinmeye:)


Posted by Picasa
Pastamızı alıp eve geliyoruz sakın diyorum reşit'e,dayına hiç bir şey çaktırmak yok..hastaneden aldım yengemi ağlıyordu,''eve bırak'' dedi,ben de öyle yaptım demesini söyledim..Tabii benim canım aşkım dayanabilir mi?hemen geldi ben tabi o an o mutlulukla nasıl o kadar üzgünmüşüm numarası yapabildim bilmiyorum..bir anlık bir hayal kırıklığı arkasından babamıza işte bu pasta eşliğinde ufak da bir not yazmıştım gebelik testinin arkasına..bunlarla o da öğrendi minik bir canlının içimde yaşamaya başladığını..
Zaten nottanda anlaşılacağı gibi karmakarışık bir ruh halinde ne yapacağını bilemez bir şaşkınlıkla sarıldık birbirimize sımsıkı ve pastamızı kestik..sen içimdeydin canım bebeğim..


Senin geleceğini öğrendiğimiz günümüz işte böyle geçmişti miniğim..Evet ortalık biraz dağınıktı ama olsun,dağınık kalsındı..