27 Şubat 2010 Cumartesi

Sunay Akın Paşa imzalı ilk kitabı..



Ben şimdi  ne zamandır sanatsal aktivite yapamıyorum ya,yapamıyorum diye içten içe de kıvranıyorum..bol bol kitap,fotoğraf,blog yaz falan bu tip şeylerle açığı kapamaya çalışırken geçen hafta cuma günü Allah bu anne olmaya çalışan Özgür  kuluna acımış olsa gerek,planlasam,uğraşsam,hayal etsem olmayacak bir şey oldu.
Sunay Akın bizim mahalleye,gösterime geldi.Üstelik tüm halkımız da davetliydi.
Hayır bizim mahalle dediğim öyle kültürel aktivitelerin falan olduğu bi yer değildir yanlış anlaşılmasın.Bildiğimiz mahalle.
Kıyıda köşede kalmış bir kültür merkezi var,oradaydı gösterim geçen hafta cuma günü.
Sunay Akın anlattıkça,''ne kadar da az şey biliyorum''hatta yok yok ''benim hiç bi şeyden haberim yok''triplerine girip,kendime sinir olmama rağmen o daha 5 saat anlatsada ben dinlesem gibi oldu.
Ne  hoş geldi aylar sonra..
Geçen yıl hamileyken ziyaret etmiştim oyuncak müzesini,hatta hamilelik dönemimi anlattığım bir yazımda bahsetmiştim.Bahçesindeki zürafa heykelleri hem çok hoşuma gitmişti,hem de niye zürafa acaba?, hem de 3 tane diye merak etmiştim,sanki sorduğumu bilmiş gibi uzun uzun anlattı harika bir hikaye ile sorumun cevabını..
En güzeli de en ağırbaşlı konuları bile en sonunda ucundan kıyısından ''çocuk''konusuna bağlaması,en ciddi ya da acıklı konularda bile insanın dudağına tatlı bir tebessüm kondurmasıydı.
Hayattaki asıl değerlerimizin,''hisse senetleri''miz değil,''hissi senetler''imiz olduğunu ,
''Gerçek''dediğimiz şeyin aslında hayallerin ayak izleri olduğunu anlatıp hayal kurmayı tekrar hatırlattı,içimi ısıttı.çok iyi geldi çok.

Bunun yanında bayrakların ilginç hikayelerini,kendi bayrağımızın bile nasıl oluştuğunun okullarda anlatılan hepimizin bildiği  hikayesinin külliyen uydurmadan ibaret oluşunu,çok daha derin ve anlamlı olan gerçek''anlam''ını öğrendim.Bugüne kadar bilmemiş olmama çok içerledim.
Çocuklar için yapılan ilk mitingin 1930 yılında bizim ülkemizde yapıldığını,yukarıdaki fotoğrafında o güne ait olduğunu,o pankartta yazılanları..''azarlanmamak'' ''yalnız yatmak'' ''hava güneş''..ne hoş..yıllar önce yapılan bir miting,çocuklar adına:))


Topkapı sarayında sergilenmeyen ,depoda bi rafta duran, bir çocuğa ait resim defterinden bir yaprağın,o sayfada çalışması yapılan imzanın sultan mehmete ait olduğunu öğrendiğimde içimin cızz edişi...

Yıllar sonra o defterde provasını yaptığı imzasını Rumeli Hisarına taşlarla atmasının hikayesi ve bunun bize hiç bir tarih öğretmenimizce anlatılmamış olması..hatta bunu onların bile bilmiyor oluşu ve bunun gibi her hikayenin sonunda ne çıkacak acaba diye sürpriz yumurta kıvamında geçen,her dakikası dolu harika bir gösterimdi.
Çıkışta bir izdiham, bir kalabalık,ben ne oluyor derken,bir de ne göreyim?kitap okumaz denilen insanlar,peynir ekmek gibi kitap satın aldılar..herkesin yüzünde yeni şeyler öğrenmenin mutluluğu,o coşku ,benim eğitim sistemimizi tekrar sorgulamama neden oldu ve içim acıdı.Ben de seçtim bir kitap o günün anısına.Girdim sıraya,beklerken ,beklerken sıra bana geldi.
Sunay bey sordu,isim?
-''Yaman'' dedim.sonra düşündüm 7 aylık bebeğin adını niye verdim?
işte o an anladım ,çünkü ben artık anneydim.



4 yorum:

KUZEY TAN dedi ki...

güzel bir hatıra kalacak Yaman'a

ben ÖZGÜRüm dedi ki...

evet,umarım hoşuna gider:)

SNS SEFİK dedi ki...

Üniversitenin ilk yıllarında tanıştım bende Sunay Akın'la. Ve kızkulesinin, Çanakkale zaferindeki Toros Ali'nin hikayesnin, Geminin ilk siren sesinin hikayesini ondan duymuştum. Tam 1 hafta üzerimden atamadım gerçeklerin eksikliğini. Öyle yalın ama öyle canlı anlatmıştı ki arkadaşlarla o kadar rahatsız olan koltuklardan kalkmak bile istememiştik sonunda. Beniim de kendi adıma imzalı bir kitabım var ama oğluşla dinlemek farklı olurdu. Kesinlikle çocuklarımıza tanıtılması gereken iyi bir araştırmacı Sunay Akın. Senin için verimli bir gün, Yaman için okunası bir kitap.
Süper :)

ben ÖZGÜRüm dedi ki...

seninde yorumların süper:)