24 Ekim 2009 Cumartesi

KEDİ,KÖPEK VE BİR BEBEK

Bu hikayenin 3 tane dünya tatlısı kahramanı var,birisi benim küçük prensim,birisi fındık,diğeri de Umut.

Bir varmış bir yokmuş,bu küçük prensin annesi 16  yaşında küçücük bir kızken kedilere olan düşkünlüğüyle tanınırmış..her nerede bir kedi görse dayanamaz,tutar,sever hiç bırakamazmış..günlerden bir gün bu kızın ciciannesinde kedilerden bir sohbet açılmış,ciciannenin oğlu Tuğhan abi bir gün kapısını açmış,bir de ne görsün?? yavrularına sığınacak güvenli bir yer arayan bir anne kedi beş yavrusuyla birlikte
''bize bakın,çocuklarımla ilgilenin''
diye onlara yalvarıyormuş..bu manzaraya dayanamayan hayvansever bir çift yürek bu kedicikleri büyüyene kadar evlerinde misafir etmeye karar vermişler, yavru kedilerin resimlerini çekip,onlara aileler aramaya başlamışlar..o resimlerden birisini de küçük kız görmüş..o da başlamış annesine yalvarmaya.
''annecim bu yavrulardan birine de biz bakalım..lüüttfeennnn....''
anne,kızının yalvarmalarına dayanamayıp,minik kediyi de görünce kıyamayıp''tamam''demiş..
küçük kız bir yıl sonra üniversite sınavına girecekmiş..bu kedinin de onun umudu olacağını düşünüp ona ,aslında bir kediye pek yakışmayan''umut''adını vermiş..Umut küçücük bir kediyken çok tatlıymış,fakat büyüdükçe hırçınlaşmaya başlamış..kendisine kimsenin dokunmasına izin vermiyor,sadece o izin verdiğinde birazcık sevilmeye gelebiliyormuş..ev ahalisi ellerinde tırmıklarla gezmeye başlamış..ama yapacak hiç bir şey yokmuş..Umut, onu tatlı kedi diye sevenlere çok kızıyor,kendisini kaplan sanıyor,herkese de o şekilde muamele ediyormuş..herkese pençelerini çıkartıp,pohhluyormuş...

Bir yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş ve evin kızına kedi uğur getirmiş..hemencecik kazanmış üniversiteyi ve okumak için Ankara'ya gitmiş..kedisini yanına alamamış,küçük kızın yokluğunda ona hep annesi bakmış,anne onu çok sevmiş fakat küçük kıza da hep kızmış bana bıraktı bunu gitti diye...


Aradan yıllar geçmiş,üniversite yıllarında da kızın kedileri olmuş,üstelik kendilerini sevdiren kediler..fakat hiç birisi umut kaplanın yerini dolduramamış..üniversite bitmiş,genç kız iş dolayısıyla marmaris'e yerleşmiş,çalışırken,çabalarken,bir gün bir yerde bir kafesten kendisene bakan bir çift göz farketmiş,dayanamamış almış ona bakan minik,bol tüylü şeyi kucağına.. alış o alış..bir daha da bırakamamış..böylece bir köpek oğlu olmuş..adı da ''Fındık'' olmuş.Fındık, Umut'un aksine çok sevdirmiş kendisini,hatta kendisini insan zannetmeye başlamış..yeşil erik,sarımsak,yoğurt,elma gibi insanların yediği herşeyi yemeye pek özenmiş,sevilmediği zaman ağlamış,her derdini gözleriyle anlatıp,kısa zamanda ailenin en şeker üyesi oluvermiş..annesiyle babasının düğün töreninde bile aralarındaymış..

Fındık,annesi ve babası mutlu huzurlu yaşarlarken birden Fındık annesinde bazı değişimler hissetmiş,annesi eskisi gibi hareket edemiyor,birlikte gezerlerken eskisi gibi hızlı yürüyemiyormuş..üstelik kocamanda bir göbeği varmış..Fındık akşamları hep annesinin göbeğini okşayıp,kardeşini beklemeye başlamış.. bir de abi olgunluğu gelmiş üstüne..
Bu arada eve yakın bir zamanda bir bebek geleceği için bazı yenilikler başlamış,koltukların kılıfları değiştirilmiş,fındık traş edilmiş,bütün aşıları yenilenmiş ve o da sabırsızlıkla kardeşini beklemeye başlamış..


O kardeşini beklerken,eve hiç beklemediği bir düşman gelmiş..bir kedi..aman allahım,nasıl olur??bu kedinin bu evde ne işi var?kendisini insan zanneden Fındık için aslında bu kedinin gelişi pek sorun olmamış fakat eve gelen kedi için Fındığın varlığı tam bir kabus olmuş..üstüne bir de bebek gelince ikisininde dünyası şaşmış,asıl hikaye işte burda başlamış..

Komik bir ev bizimkisi..yukarıda yazan masaldaki kahramanların bir arada yaşadığı...annem doğum için yanıma gelince tabii ki Umut'u da getirmek zorunda kaldı çünkü kendisini kaplan sanan bu yaratığı kimse yanına kabul etmezdi,zaten o da annemden başkasıyla durmazdı..üstelik artık bizim yaşımızla 13,kedi yaşıyla ise 70ini geçmiş bir teyze o..yaşlılığın getirdiği kaprisle asi huylarından vazgeçmiş halleri var ama hala hırçın ve anti-dost canlısı.Fındık ise hayatının baharında,onunla oynayayım,buna sataşayım,hoplayım,zıplayım sevelim sevilelim modunda tam bir hareketli köpek..ne olur??biz bir çok kavga çıkar,ev tam tweety-sylvester tadında olur diye düşünürken hiç de beklediğimiz gibi olmadı çünkü Umut kendisini 4 ay boyunca arka odadaki depo dolabına hapsetti,ama bu durumdan hiç de şikayetçi değildi..evde kendisini güvende hissettiği tek yer burasıydı.Fındık ta ona saygı duydu,ilk günler pek bir meraklandı oynamak için odaya doğru bir çok hamle yaptı fakat cevap alamayınca o da vazgeçti,dolaba bakmakta hiç aklına gelmedi:))


 Küçük prensimiz de aramıza katılınca evdeki miniklerin sayısı üçe çıktı..Umut'un eve bir bebek geldiğinden bile haberi olduğunu sanmıyorum.Fakat Fındık için çok zor günler başlamıştı.Evde tek ilgi odağı olan,sadece evde değil,mahallede bile herkesin maskotu haline gelen Fındık bir anda kendisine eski ilginin gösterilmesi için her türlü şaklabanlığı yapmaya başladı..Hele ilk günler,bebeği ziyarete gelen herkes önce beşiğe yöneliyordu,o ise ağzında oyuncağıyla beşiğin önünde durup''hey arkadaşım,beni sevmeden ona dokunamazsın''edasıyla kuyruk sallıyordu..iki haftamız böyle geçti,herkes önce fındığı sevip,elini yıkayıp sonra bebeği sevmek zorunda kaldı..En zor görev Savaşındı çünkü eve girer girmez ilgi bekleyen bir eş,sevilmek isteyen bir köpek,hemen oğluna koşmak isteyen,  ama anneyi ve köpeciğin gönlünü ettikten sonra ancak yavrusuna kavuşabilen bir baba..bu ilgisine rağmen ona küsen bir köpek..ilk günler Fındık babasına bakıp bakıp sonra yüzünü çeviriyordu..


Yemek saatleri ise tam bir curcuna yaşanıyordu..yemek kokularına dayanamayan Umut taa arka odadan sesini duyuruyordu anneme''meyavvvv,miyhhh,meevvv''şeklinde isterik miyavlamalarla annemden yemek ve ilgi istiyordu,savaş aç bir şekilde eve gelmiş yemek hazır olsun diye beklerken,Fındık dışarı çıkmak için kuyruk sallayıp ağlıyordu,Yaman ise kolik sancılarından delirmiş vaziyette ciyak ciyak bağırırken biz ne yapacağımızı şaşırmış vaziyette kah gülüşüp kah bağrışarak bu saatleri geçiriyorduk


Benim küçük prensimin 3.ayınınbitmesiyle doğal olarak etrafıyla daha çok ilgilenmeye, daha bilinçli bakıp,inceleyip,farklı durumlara farklı tepkiler vermeye başladı bile.Hele ki 4.ayımızın bitimine 1 haftadan daha az bir zaman kaldığı şu son günlerde bu tavırlar daha belirgin bir hal aldı.Uzun zamandır yazmak istediğim bu konuyu da anlatmak için çok iyi bir ortam oluştu zira  kahramanları artık Yaman da tanıyor.Fındığa bakıp gülüyor,Umut'u da gördü geçen gün çünkü artık dolapta yaşamak Umut'un canına tak etti.Bazı hamleleri oldu salona gelmek için..hatta başardı da..fakat her seferinde salonun bir nöbetçisi olduğunu farkedince bu operasyonlara ara verdi.

 Fındık artık babasına trip atmıyor,ama tabii ki hala kıskançlık var..fakat o da çok sahiplenmiş durumda bebeği..hatta ağladığında sanki bi şey yapabilecekmiş gibi önce o koşuyor

Kim bebeği kucağına alsa,o da sırnaşıp,sevgi istiyor..ama sanki O na dokunmaması gerektiğini biliyor.şu ana kadar hiç onunla bir teması olmadı, sadece kokluyor..Fındık için de çok ilginç..bebeğin ne olduğunu anlayamıyor ki..insan dese imsan değil,konuşmuyor,onu sevmiyor,çok küçük..hayvan dese hiç değil..hayvancağız da bir anlam veremiyor niye onun bu kadar sevildiğine :((


Bir de  evde yamanla konuşulurken,onu severken ister istemez''oğlum,aşkım,oğlummm'' türünden sevgi sözcükleri söyleniyor..bu ''oğlum'' lafı da bugüne kadar hep Fındığa söylendiği için garibim Fındık hemen kendi üzerine alınıp,''oğlum''lafını duyar duymaz pıtı pıtı geliveriyor kuyruğunu sallaya sallaya:(( çok üzücü oluyor tabii o an..hemen onu da seviyoruz mümkün olduğunca.


  Umut,arka oda ,odadaki depo dolap,ve o odada ki balkonda ikamet ediyor,Fındık salonda,sanki bunlar yetmezmiş gibi mahallemizin şirin belası ''mahmut''kedi hayvanı ise ön balkonu işgal etmiş durumda..balkon kapısı açık kalınca bazen salona sızmalar yapıyor ama ne yazık ki o dakika çıkarılıyor..ama o Umut gibi yabani değil.Kendisini köpek sanıyor.Tüm dostları mahalledeki köpek tayfasından oluşuyor.

Bebeğimiz,hayvan dostlarımız ve biz mutlu bir şekilde yaşıyoruz...

1 yorum:

Duygu Erdoğan Karataş dedi ki...

hayvansever halinize ilişkin resimler herşeyi o kadar güzel anlatıyor ki ,tek kelimeyle müthişsiniz!